(818 S. K. m. 28)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan tapu iptali, tescil davasının yapılan yargılamasında, mahkemece davanın reddine dair verilen karar, davacı tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma günü olarak saptanan 20.6.2000 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat Rasim Demirkan ile temyiz edilen vs. vekili Avukat Ziya Ege geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı H.Volkan ile dava dışı babası Nazmi'nin oto alım satımı ile uğraştıklarını, davalı Ramazan'ın ise uonların işçisi olduğunu, davacıya ait 140 ada 10 parsel sayılı taşınmaz ile takas konusunda anlaştıklarını, anılan işlemlerin icrası için davacının davalı Ramazan'a 14.7.1998 tarihinde vekaletname verdiğini, Ramazan'ın çekişmeli taşınmazı aynı gün, Volkan'a satış gibi temlik ettiğini ileri sürerek iptal ve tescil olmadığı takdirde keşifte belirlenecek değer üzerinden tazminat isteğinde bulunmuştur. İddianın ileri sürülüş biçimi ve kapsamına göre olayda hile hukuksal nedenine dayalı bir soruşturma yapılmasını da zorunlu kılmaktadır.
Bilindiği üzere; hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hilede yanıltma söz konusudur. B.K.'nun 28/1 maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Somut olaya gelince;
Sonuç: Hal böyle olunca, tarafların tanık dahil tüm delillerinin toplanması, değerlendirilmesi hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacının temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine ve 16.5.1999 tarihinde yürürlüğe giren Av. Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 65.000.000 TL. duruşma Av. parasının temyiz edilenden alınmasına 20.06.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy