(818 S. K. m. 355)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan tapu iptali, tescil davasının yapılan yargılamasında, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle: duruşma günü olarak saptanan 27.6.2000 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Av. Nurtekin Seymen geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, bilahare dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacılar, Sulh Hukuk Mahkemesinin 1985/429 esas sayılı dava sonucunda hacir altına alınmış; kendilerine vasi tayin edilmiştir. Davacılar vasisi, 372 parselde maliki bulundukları 1/3 er payın taşınmaz üzerine inşa edilecek dört adet villanın davacılara verilmesi koşuluyla, kat karşılığı inşaat için 12.4.1993 tarih, 270/279 sayılı kararı ile izin alındığını; bu amaçla 5.4.1994 tarihinde davalının vekili konumundaki Çetin Aroma adlı kişiye anılan payların tapuda devredildiğini; onun da davalıya temlik ettiğini; fakat taşınmaz üzerine inşai faaliyete başlanmadığını ileri sürerek sözleşmenin feshi ile iptal, tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, sözleşmenin haricen düzenlendiği; davacılar lehine konulan ipotek bedelinin davalı tarafından depo ettirilerek ipoteğin kaldırılması sonucunda taşınmaz bedelinin davacılara intikal ettiği görüşüyle davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, ret gerekçesinin hukuksal ve adil olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Gerçekten dosyaya ibraz edilen izin kararında ...372 parselde kayıtlı taşınmazda mahcurların hisselerine karşılık 53 milyon lira peşin, mahcurlara düşecek ikişerden... dört adet lüks villanın mahcurlara verilmesi, villa teslim tarihi 1.7.1995 tarihine kadar mahcurlar lehine 1.500.000.000 TL ipotek tesis edilmesi... için izin verilmesine hükmünün ve aynı gün düzenlenen satış anlaşması başlıklı sözleşmede aynı nitelikte ifadelerin yer aldığı anlaşılmıştır. Yaklaşık iki ay sonra yapılan 2/3 payın devrine ilişkin 15.4.1993 tarihli resmi sözleşmede 12.4.1993 tarih, 270/279 sayılı karar uyarınca işlem yapıldığı belirtilmiş ve kesin satış böylece oluşturulmuştur.
Hemen belirtmek gerekir ki, mülkiyeti nakleden işlemler M.K. nunda ve B.K. nunda resmi şekle bağlanmıştır. Öte yandan öğretide ve uygulamada karma tip sözleşme olarak nitelenen ve eser yapma edimi ile satış vaadini içeren sözleşmelerinde noterlikçe düzenleneceği kuşkusuzdur. Böyle bir sözleşmenin varlığı halinde de, yüklenilen edimin yerine getirilmemesi nedeniyle, arsa maliki olan davacıların geri alma haklarının doğacağı tabiidir. Dosyaya açıklanan nitelikte bir sözleşme ibraz edilememiş ise de, yukarıda değinilen belgeler birlikte değerlendirildiğinde tapuda yapılan temliki işlemin gerçek bir satış olmayıp yapılacak eser karşılığı olduğu sonucu açıkça ortaya çıkmaktadır. Esasen yerleşmiş Yargıtay'ın içtihatlarında resmi belgede (akit tablosu) atıf yapılan harici belgelerin resmi akdin ayrılmaz bir parçası olduğu görüşü benimsenmektedir.
Sonuç: Hal böyle olunca, davalının edimini yerine getirmediği, temlikin nedensiz kaldığı gözetilerek davanın kabul edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir. Davacıların temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün belirtilen nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.05.1999 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 65.000.000 lira duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına 27.06.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy