(4721 S. K. m. 619) (2981 S. K. m. 10)
Dava: Davacı tarafında, davalı aleyhine açılan elatmanın önlenmesi kal davasının yapılan yargılamasında, Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine dosya incelendi, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dava, imar parseline elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Bilindiği üzere; yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüzün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus M.K.nun 6l9 uncu maddesinde açıkça vurgulanmıştır. Nevarki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı yasanın l605 sayılı yasayla değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3l94 sayılı imar yasasının l8 inci maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasayla kısıtlanmıştır.
298l sayılı yasanın 3290 sayılı yasayla değişik l0/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerçekten bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.
Somut olaya gelince; davalının kendi taşınmazı üzerine yaptığı biriket duvar ve tavukhanenin imar uygulaması sonucu davacıya ait 722 ada,1,2 ve 3 numaralı imar parsellerine tecavüzlü hale geldiği sabittir. Davacının bedeli karşılığı arsanın davalıya temlik edilmesi isteğinide davalı kabul etmemiştir.
Hal böyle olunca, yıkılan bölümlerin dava tarihindeki gerçek bedelleriyle tecavüzlü kısmın yıkılması halinde öteki kısımlardaki zarar ve onarma masraflarınında tesbit edilerek tamamının davacı yanca mahkeme veznesine depo ettirilmesi ve bunan sonra elatatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesi gerekirken yukarıda değinilen ilkelere aykırı biçimde davanın reddi yönünde hüküm kurulması isabetsizdir. Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 29.05.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy