(743 S. K. m. 931, 932) (2004 S. K. m. 134) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Davacılar tarafından, davalı aleyhine açılan iptal, tescil, eski hale iade davasının yapılan yargılamasında, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma günü olarak saptanan 15.9.2000 Cuma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat A.Z. ile temyiz edilen vekili Avukat A.S. geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerinin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, ihalenin feshi ve tapu iptali tescil isteğine ilişkindir. Hemen belirtmek gerekirki, taşınmaz mlkiyetini geçiren ve onun illetini ve sebebini teşkil eden cebri ihale işlemi merciince feshedilip ortadan kaldırıldığı böylece tescil dayanıksız hale getirildiği takdirde tapu kaydının iptali için genel mahkemede dava açılmalıdır. Bu kuralın doğal bir sonucu olarak genel mahkemede İcra İflas Yasası'nın 134. maddesinde öngörülen süre içerisinde ihalenin feshinide içeren iptal ve tescil davası açılmış ise icra tetkik mercii görevli olduğundan görevsizlik kararıda verilmelidir.
Ancak, cebri icra yoluyla ve açık arttırma suretiyle yapılan satışlar sonucu bir taşınmaz malın satın alınmasında ihalenin feshi yoluna gidilmesinin engellendiğinin anlaşılması halinde Medeni Yasanın 932. maddesine dayanılarak genel mahkemeye tescilin yolsuzluğuna ilişkin dava da açılabilir. Alıcının satışa konu malın tapu kaydının yolsuzluğunu bile bile ve kötü niyetle bu arttırıma girip taşınmaz malı satın aldığının kanıtlanması halinde de davasının kabulüne karar verilir. (HGK. 19.01.1955 tarih 1/4 Esas, 17 Karar; 1. H.D. 03.03.1946 tarih 7800/1400 sayılı kararları).
Somut olayda; davacının da mirasçısı olduğu babası A.'nın 37 parseldeki 37 no'lu bağımsız bölümü 1981 tarihinde daha sonra T.C. Z. Bankası'na devredilen İ. Bankası'nın alacağı için ipotek konulduğu, ipotekle teminat atına alınan borcun ödenmemesi üzerine A. ve diğer borçlular aleyhine icra takibinin başlatıldığı; ihale hazırlıklarına geçilmesi, özellikle kıymet takdiri aşamasında miras bırakanın öldüğü, ibraz edilen mirasçılık belgesinde isimleri yazılı mirasçılara tebliğ edilerek icra takibinin sürdürüldüğü, kesinleştirilen ihaleden de taşınmazı mirasçılardan bir kesimin ortağı olan O. Otelcilik Turizm T.A.Ş. tarafından satın aldığı, daha sonra taşınmazın 2. el durumundaki davalıya satılıp devredildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, yerel mahkemece iddianın ve savunmanın ileri sürülüş biçimi yönünden yukarıda değinilen ilkeler ve olgular ile HUMK'nun 388. maddesinde uyuşmazlık tartışılıp hükmün gerekçesi gösterilmiş değildir. Özellikle 2. el konumundaki davalı Ş. hakkında M.K.'nın 931. maddesi uyarınca deliller tümüyle değerlendirilmemiştir. O halde gerekçe gösterilmeden ve M.k.'nın 931. maddesi araştırılmadan verilen karar bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle yukarda belirtildiği üzere HUMK'nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 16.5.1999 tarihinde yürürlüğe giren Av. ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 65.000.000 lira duruşma Av. parasının temyiz edilenden alınmasına 15.9.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy