(743 S. K. m. 645)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Karar: Birleştirilerek görülen davalardan ilki tazminat diğerleri ise tapuya dayalı elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Davalarda tapuya karşı koymuştur.
Bilindiği üzere; Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunun 645, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin icelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunp blunmadığının araştıılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisin deki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız ylerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerine tespit edilmesi; gerektiğinden sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarınında aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlandı tesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Somut olayda gelince yapılan araştırma ve ygulamanın hüküm vermeye yeterli olduğunu, söyleme olanağı yoktur. Ayrıca fenin bilirkişinin rapor ve krokisinden keşfi izleme olanağı bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; yöreyi iyibilen yaşlı ve yansız üç yerel bilirkişi aracılığıyla yeniden mahallinde keşif yapılması taraf tapularının yukarıda değinilen ilkelere uygun biçimde yeniden uygulanması ve kapsamlarının belirlenmesi, zilyetlik durumuna göre tapu kayıtlarının hukuki kıymetlerini koruyup korumadıklarının saptanması ayrıca taraflar arasına görülen önceki dava dosyalarda belirlenen olgular ve delillerin göz önünden tutulmaıs, dosyaların bulunmaması halinde dosya arasında mevcut karardan yararlanılması ve hasıl olacak sonuca göre bir kaarr verilmesi gerekirken yeterli bilgileri bulunmayan ve tapunun tesis tarihlerindeki hudutları bilecek yaşta olmayan bilirkişiler aracılıyla yapılan keşiflere dayanılarak yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. davalıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine 8.6.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy