(743 S. K. m. 81)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vakıflar idaresi M.H.İ.M.H.E.vakfının sahih bir vakıf olduğunu, davalılar adına kayıtlı bulunan 436 parsel sayılı taşınmazın vakıfnamenin kapsamı içerisinde aldığını ileri sürerek davalının tapusunun iptali ie vakıf adına tescilini istemiştir. Mahkemece vakfedenin vakfın mülkiyetini vakfetmeyip gelirini vakfettiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmüne uylan bozma ilamı uyarınca; yapılan inceleme sonunda çekişme konusu taşınmazın 1286 tarihli vakfiye kapsamında kaldığı ve vakfın amacına tahsis edilen yer olduğu saptanmıştır.
Vakıf hukukuna göre; vakfiyenin yorumlanmasında vakfedenin irade ve amacının göz önünde tutulması ve bu iradeye değer verilmesi temel ilkedir. Dosyaya sunulan vakfiyenin incelenmesi sonucu, 13.3.2000 tarihli bilirkişi raporunda da değinildiği üzere, vakfın geliri evlada şart edilmiş vakıf niteliğinde bulunduğu, erkek neslin son bulmasından sonra ise gelirinin Mardin Ulucamisi'ne harcanmasının öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Bu surette vakfın hayrattan vakıf niteliğini kazandığı sonucuna varılmaktadır.
Bilindiği üzere, hayrattan vakıfların zilyetlik yoluyla iktisabı mümkün olmadığı gibi, bu niteliteki taşınmazlar hakkında açılacak davalarda bir süre ile sınırlı değildir. Çekişme konusu taşınmazın senetsizden davalılar adına tespit gördüğü de tespit tutanakları ile sabittir.
Hal böyle olunca; Davanın kabul edilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere reddine karar verilmesi doğru değildir. Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri erilmesine 15.6.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy