(743 S. K. m. 581, 645)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacıya vesayeten açılan eldeki dava; Nisan 289 tarih 47 sayılı tapuya dayalı el atmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece (... davacı tarafın dayanağı olan tapu kaydının dava konusu taşınmazla ilgisinin kurulamamış olması...) gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, yapılan soruşturma ve uygulama hükme yeterli değildir.
Bilindiği gibi, harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunun 645, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğü'nden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespt edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Hal böyle olunca, öncelikle davacının dayandığı kayıt maliki ile bağlantısını gösterir mirasçılık belgesini alabilmesi için vasisine ilgili mahkemeye dava açabilme olanağının (önel verilerek) sağlanması mirasçılık belgesi ibraz edilip bağlantı kurulduğu takdirde; Medeni Kanunun 581. maddesinin gözetilmesini gerekli kılan koşullar oluşmuş ise anılan madde hükmü uyarınca diğer mirasçıların muvafakatlarının alınması ya da terekeye temsilci atanması suretiyle davaya dinlenilebilme olanığının sağlanması, daha sonra yerinde yeniden keşif ve uygulama yapılması, yukarıda değinilen ilkeleri karşılar kapsamda soruşturmanın tamamlanması özellikle çekişmeli taşınmazda hangi tarihten itibaren kimin ya da kimlerin zilyet olduklarının belirlenerek olayda davalılar yararına 3402 sayılı yasanın 13/B-c maddesinde öngörülen koşulların oluşup oluşmadığının açıklığa kavuşturulması gerekirken değinilen içerikte bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı olduğu üzere davanın reddedilmesi doğru değildir.
Davacının temyiz itirazı yerindedir. Kaulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 22.6.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy