(1086 S. K. m. 187)
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan elatmanın ve muarazanın önlenmesi davasının yapılan yargılamasında Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi süresinde istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, tapuya dayalı elatmanın önlenmesi ve muarazanın giderilmesi isteğine ilişkindir. Davalı Hazine vekili, davacı tarafından Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmış tarafları ve konusu aynı olan derdest dava bulunduğunu ileri sürerek derdestlik itirazında bulunmuş, Mahkemece, itirazın kabulü ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Bilindiği gibi, derdestlik itirazı HUMK.nun 187. maddesindeki ilk itirazlar arasında düzenlenmiş ve aynı Kanunun 195 maddesinde ilk itirazların dava dilekçesinin tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde veya hakim tarafından bir süre tayin edilmiş ise o süre içinde yapılması öngörülmüş, maddenin son fıkrasında da, yukarıda belirtilen on günlük sürenin 08/01/1943 tarih ve 4353 sayılı Kanuna tabi kamu kuruluşları hakkında otuz gün olduğu belirtilmiştir.
Gerçekten, davacının aynı konuda davalı Hazine aleyhine 1. Sulh Hukuk Hakimliğinin 2000/196 esas sayılı dosyasında 23/03/2000 tarihinde dava açtığı ve halen derdest bulunduğu sabittir. Ne var ki, davalı Hazineye dava dilekçesi ve duruşma günü 04/04/2000 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı Hazine vekili yasal süre geçirildikten sonra 09/05/2000 tarihinde duruşmada sözlü olarak derdestlik itirazında bulunmuştur.
Kuşkusuz, sözlü yargılama usulü ve basit yargılama usulünde iki taraf da ilk itirazlarını ilk oturumda sözlü olarak ileri sürülebilir. Ancak yazılı yargılama usulünde ilk itirazların yazılı olarak yapılması zorunludur. Ayrıca ilk itiraz süresi hak düşürücü nitelikte olup, ilk itirazın süresinde yapılıp yapılmadığı mahkemece re'sen incelenip gözetilmesi gerekir.
Hal böyle olunca, süresinde olmayan ve yazılı olarak ileri sürülmeyen derdestlik itirazının reddine karar verilmesi gerekirken, açıklanan usul kuralları göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacının bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20/09/2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy