(4721 S. K. m. 719) (743 S. K. m. 645) (3402 S. K. m. 20) (6831 S. K. m. 1)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü
Karar: Davacı Hazine vekili dava konusu taşınmazların öncesinin orman olduğunu, daha sonra hazine adına orman sınırları dışarısına çıkarıldığını ileri sürerek yolsuz olarak davalı ve bayii adına müştereken tespit ve tescil edilen 487-490-492 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile hazine adına tescilini istemiştir.
Toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre, dava konusu 492 parsel sayılı taşınmaz için davalının temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak, dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede, 1942 tarihinde 3116 sayılı yasa uyarınca orman tahdidinin yapıldığı çekişmeli parsellerin bilirkişi krokisinde gösterilen kısımlarının orman tahdidi içinde kaldığı, öteki bölümlerin hiç orman olmadığı, orman içerisinde kalan yerlerin daha sonra 1744 sayılı yasa uyarınca orman dışarısına çıkarıldığı ve bu çıkarma işleminin kesinleştiği, ancak taşınmazların bu kısımlarının orman içinde iken, 1953 yılında yapılan kadastro sonucu tapu kaydına dayanılarak 490 ve 487 parsel sayıları ile 492 parselin ise zilyetlik nedeniyle davalı ve bayii adına müştereken tespit edildiği sabittir.
Her ne kadar 1744 sayılı yasa uygulamasından sonra 3302 sayılı yasa uyarınca orman dışarısına çıkarılma işlemi yapılmış ise de, kesinleşen birinci çıkarma işleminden sonra yapılan ikinci çıkarma işlemi yok hükmünde olup, hukuki sonuç doğurması mümkün değildir.
1744 sayılı yasa uyarınca, çıkarılan taşınmazların eski tapularına değer verileceği ve eski malikine iade edileceği anılan yasa hükmü gereğidir. Nitekim mahkemenin değerlendirmesi de bu yöndedir. Ne var ki, yapılan araştırma ve tapu uygulaması hükme yeterli değildir.
Bilindiği üzere; harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunun 645, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisin deki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Hal böyle olunca davalının dayandığı tapu kaydının varsa komşu kayıtların ilk tesisinden itibaren bütün tedavülleriyle getirtilmesi, yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde uygulama ve değerlendirme yapılması, tapu kaydının nereye ait olduğunun ve kapsamının tam olarak belirlenmesi hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ve uygulama ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Tarafların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 24.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy