(4721 S. K. m. 683) (743 S. K. m. 618) (818 S. K. m. 355)
Dava: Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü
Karar: Dava, bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre, kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulmayan ana yapının bodrum kat 1 nolu bağımsız bölümünün yüklenici tarafından 15.9.1995 tarihli noterlikçe düzenlenen senet ile davacıya; daha sonra 9.10.1995 tarihli harici senet ile aynı yerin yine yüklenici tarafından davalıya satıldığı; davalının bu daireyi tamamlayıp eşyasını koyduğu aynı apartmanda kızını zaman zaman ziyarete gelen davacının bu durumu görüp ses çıkarmadığı sabittir.
Taraflara dava konusu taşınmazı satan yüklenici şahadetinde, dava konusu bağımsız bölümü önceden gerçekten davacıya sattığını; ancak davacının daha sonra üst katta bir daire istediğini; kendisinin de yaptığı takdirde Yedinci kattan daire vereceğini söylediğini; aralarında bu surette anlaştıklarını, davacıdan dava konusu daireyi başkasına satıp satamayacağını sorduğunu; onun muvafakati ile daireyi davalıya sattığını; teminat olarak da davacıya 12.000 marklık bir senet verdiğini, yedinci katı yapıp davacıya teslim edemediğini; bunun üzerine de davacının söz konusu senedi icraya koyduğunu bildirmiştir.
Gerçekten, getirtilen Bakırköy İcra Müdürlüğünün 1997/1277 Esas sayılı icra dosyasından, davacının 12000 Marklık senedi takibe koyduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacı bu senedini başka bir nedenle düzenlendiğini de bildirmiş değildir.
Hemen belirtmelidir ki; tarafların dayandığı harici senetler, yüklenici ile kendi aralarında düzenlenmiş olup, birbirlerini bağlayacak nitelikte değildir. Ayrıca, bu senetler mülkiyeti nakleden senetler olmayıp, kişisel hak doğurur nitelikte bulundukları da kuşkusuzdur. O halde, bu senetlerin öteki delillerle birlikte değerlendirilmesinde zorunluluk vardır.
Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacının dava konusu bağımsız bölümü daha sonra almaktan vazgeçtiği, bunun üzerine yüklenici tarafından davalıya satıldığı anlaşılmaktadır. Esasen olayın akış biçimi de yukarıda değinilen delilleri doğrulamaktadır.
Sonuç: Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davalılardan belediyenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine 17.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy