(1086 S. K. m. 1) (743 S. K. m. 661, 656, 618)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan çevre kirliliğinin durdurulması ve fabrikanın kapatılması davasının yapılan yargılamasında, mahkemece davanın idari yargı görevli olduğundan reddine dair verilen kararın davacı belediye tarafından temyizi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre davada çevre hukuku yanında Medeni Kanunun 661 ve bu maddenin yapıtırımı olan 656. maddesine dayanılarak elatmanın önlenmesi ve bununla ilgili gerekli önlemlerin alınması isteğine ilişkindir. Bir yönü itibariyle çevre hukukunu da ilgilendiren Medeni Kanunun 661. maddesine dayanılan davaların görev yeri genel yargıdır.
Bilindiği üzere; Çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumudur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevler de yükleyen bir ayni haktır. Medeni Kanunun 618. maddesinde "bir şeye malik olan kimse o şeyden kanun dairesinde dilediği gibi tasarruf edebilir" hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlü kılan aynı kanunun 661. maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir.
O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerekçelerini gözönünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır.
Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde araştırma yapılması, gereken önlemler için uzman bilirkişilerden kapsamlı rapor alınması, tüm bu önlemlere rağmen zararın giderilmeyeceği sonucuna varıldığında fabrikanın kapatılmasının düşünülmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan sebeplerden ötürü (BOZULMASINA), 5.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy