(4721 S. K. m.715) (743 S. K. m.641) (6664 S. K. m.1)
Dava: Davacı tarafından davalı aleyhine açılan elatmanın önlenmesi tazminat davasının yapılan yargılamasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle duruşma günü olarak saptanan 11.12.2001 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Hazine vekili Avukat Faik Tanlık geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi,duruşmanın bittiği bildirildi,iş karara bırakıldı,bilahare dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü;
Karar: Davacı Hazine vekili, davalının Hazineye ait 200 parsel sayılı taşlık tarla cinsindeki taşınmaza şantiye kurup, taş kırma makinası çalıştırdığını ve taş rezervelerini izinsiz olarak aldığını ileri sürerek elatmanın önlenmesini ve çıkarılan taş bedeli olarak 31.035.120.000 liranın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Bilindiği üzere, Medeni Kanunun 641. maddesi kapsamında kalan, yararlanılması kamuya ait sular, tarıma elverişli olmayan araziler, kayalar,tepeler, dağlar, onlardan çıkan kaynaklar, yarlar, meydanlar, akarsular ile yatakları, kumsal alanlar, deniz kıyıları gibi devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin, denetim, gözetim ve korunması en başta arzın tabii maliki olan Hazinenin görev ve yetki alanına girer. Hazinenin bu nitelikteki yerlere, haksız elatanlara karşı, elatmanın önlenilmesi, eski hale getirme ve tazminat ile gerektiğinde iptal ve tescil davaları açmak hakkının bulunduğu tartışmasızdır. Nitekim Yargıtay'ın hiç sapma göstermiyen içtihatlarında bu kural daima vurgulanmıştır.
Öte yandan, 6 Haziran 1317 (Rebiülevvel 1319) tarihli Taşocakları Nizamnamesi, taşocaklarının açılması, işletilmesi, ruhsata bağlanması rüsum ve harç alınması koşulları hakkında özel düzenleme getirerek bu hususta "hükümeti mahalliyeyi" yetkili kılmıştır. 18 Ramazan 1343 (12 Nisan 1341) tarih ve 608 sayılı Maadin Nizamnamesinin Bazı maddelerinin Tadiline Dair Kanunun 5. maddesinin "bilumum taşocakları vilayet idarei hususiyelerine terkedilmiştir" hükmüyle de yetki yönünden söz konusu nizamname hükümleriyle paralellik sağlanmıştır.
Bu kanun, daha sonra yürürlükten kaldırılmış ise de halen yürürlükte bulunan 15.2.1956 tarih 6664 sayılı Taşocakları Muamelatının Tedviri Ve Varidatının Tahsilinin Vilayet Hususi İdarelerine ait olduğu hakkındaki Kanunun 1. maddesi ile konuya daha da açıklık kazandırılarak "Taşocakları, taşocakları nizamnamesine uyularak doğrudan doğruya vilayetler tarafından taliplerine ihale olunur, Taşocaklarına müteallik nisbi ve muharrer resimlerle harçlar Köy Kanunu ile kabul edilen haklar mahfuzkalmak şartıyle vilayet husisi idareleri tarafından tahsil olunur" hükmü konulmuştur. 18.4.1941 tarih 235 sayılı TBMM. tefsir kararı ise Deniz, göl, nehir gibi her nevi su altında bulunan topraklarıda su üstündeki topraklar gibi Taş ocakları nizamnamesi ve 608 sayılı kanun hükümlerine tabi tutmuştur.
Bu uygulama 13.12.1983 tarih 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 13. maddesinin 20.8.1993 tarih 516 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilmesine kadar devam etmiştir.
Değinilen maddenin (b) fıkrasında "devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin gerekli görülen hallerde kiraya verilmesi, mülkiyetten gayri ayni hak tesisi ormanlar ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki diğer yerler ile Devletin özel mülkiyetindeki yerlerde bulunan Su Ürünleri üretim yerleri, kaynak suları ve taş, kum, çakıl ve toprak ocaklarının kiraya verilmesi işlemlerini yapmak" Milli Emlak Genel Müdürlüğü görevleri arasında sayılmış, bu kanun hükmünde kararnamenin Anayasa Mahkemesinin 25.ll.1993 tarih, 1993/47-49 sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine verilen 6 aylık süre içerisinde 16.6.1994 tarih 4004 sayılı kanuna dayanılarak çıkarılan 19.6.1994 tarih, 543 sayılı kanun hükmünde kararname ile aynı madde hükmü yeniden kabul edilmiştir.
Anılan Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Taşocakları Nizamnamesi ile 6664 sayılı Kanununun ilgili hükümlerinin değiştirildiğine veya ortadan kaldırıldığına ilişkin bir sarahat yoksa da gerek bu kanun hükmündeki kararnamelerin açık hükümleri, gerekse dayanaklarını oluşturan yetki kanunlarının kabul edilmesindeki amaç göz önünde tutulduğunda kum ocakları dahil sayılan yerlerin kiraya verilmesi işleminde artık Milli Emlak Genel Müdürlüğünün görevli olduğunun kabulünde zorunluluk vardır.
Bu durumda 516 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin yürürlük tarihi olan 16.9.1993 tarihinden önce Taşocakları Nizamnamesi ve 6664 sayılı Kanun Hükümlerine göre İl Özel İdarelerince kiraya verilen veya ruhsata bağlanmış olupta sürelerinin dolmaması nedeniyle halen kira sözleşmeleri ve
ruhsatnameleri devam edenlerin sözleşmeden doğan hakları saklı kalmak üzere sair devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tüm yerler gibi kum ocakları ile kum ocağı niteliği kazanmayan akarsu yatakları ve deniz kumlukları hakkında hazinenin her türlü davayı açmakta yetkili hatta görevli bulunduğu kuşkusuzdur.
Somut olayda dava konusu taşınmazdan taş çıkarılması hususunda davalı şirketin 27.12.1997 tarihinden başlamak üzere bir yıl süreyle Valilikten ruhsat aldığı anlaşılmakta ise de, yukarıda değinilen ilkelere göre Valiliğin ruhsat vermeye yetkisi bulunmayıp, davalı şirket haksız elatan durumundadır. Öte yandan, taraflarca yaptırılan tespit raporlarında mahkemece alınan bilirkişi raporları arasında çıkarılan taş rezervi ve değerleri yönünden fark bulunmaktadır. Bu çelişkili raporlar esas alınmak suretiyle sağlıklı hüküm kurma olanağı yoktur.
Hal böyle olunca, taraflardan haksız işgal tarihini gösteren delillerinin ve tanıkların sorulması, işgal tarihi yönünden taraf beyanlarının göz önünde tutulması, mahallinde konunun uzmanı 3 bilirkişi aracılığı ile yeniden keşif yapılması, davalı şirket tarafından çıkarılan taş rezervi miktarının ve bedelinin kesin olarak tespit edilmesi, daha önce alınan bilirkişi raporları ile çelişki doğması halinde bu çelişkinin neden ileri geldiğinin sorulup hal ve telif edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve çelişkili bilirkişi raporlarına göre yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 4.12.2001 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık ücret tarifesinin 14.maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 250.000.000 lira duruşma Avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına 11.12.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy