(3621 S. K. m. 1, 6)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı belediye vekili, kamu malı niteliğindeki rıhtım yoluna, davalıların mermer kaplayarak ve çiçeklik yaparak işgal ettiklerini ileri sürerek, haksız elatmanın önlenmesini ve 12 aylık ecrimisil tutan 1.838.700.000 TL'nın tahakkuk tarihinden itibaren aylık kademeli faizinin davalılardan tahsilini istemiştir. Toplanan kanıtlar ve tüm dosya içeriğine göre, davalıların kendilerine ait 930 ada 2 parsel sayılı taşınmazın sınırlarını aşarak, "rıhtım" yolunun krokide A ve B harfleriyle işaretli toplam 199 m2lik kısmına elattıkları sabittir. Mahkemece, dava konusu yerin 3621 Sayılı Yasa uyarınca, kıyı kenar çizgisinin deniz yönünde kaldığından ve davacının aktif dava ehliyeti olmadığından, davanın reddine karar verilmiştir. Ancak araştırma ve inceleme uyuşmazlığı tam olarak aydınlatmaya ve sağlıklı bir hüküm vermeye elverişli değildir. Hemen belirtmek gerekir ki kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan yerlerin denetim ve gözetim hakkının hazineye, belediye sınırları içerisinde bulunan yolların denetim ve gözetim hakkının ise belediyeye ait olduğu tartışmasızdır. Ne var ki, dava konusu yerin kıyı kenar çizgisi içinde kalan bir yer mi? Yoksa belediye sının içinde kalan bir yol mu olduğu açıklığa kavuşturulmuş değildir.
Hal böyle olunca, öncelikle dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle ilgili imar planının belediye imar müdürlüğünden getirtilmesi, ayrıca o yere ait 6785 sayılı yasanın 1605 Sayılı Yasayla değişik ya da 3621 Sayılı Yasaya göre düzenlenmiş bir kıyı kenar çizgisi haritasının mevcut olup olmadığının araştırılması varsa merciinden onaylı ve okunaklı suret ve eklerinin getirtilmesi, bundan sonra jeolog ve harita mühendislerinden oluşturulacak üç uzman bilirkişi aracılığıyla keşif yapılması, bu yerin kıyı kenar çizgisi içerisinde kalıp kalmadığının 28.11.1997 gün ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında belirtilen ilkelere göre saptanması, varsa imar planının uygulanması, böylece çekişmeli yerin kıyı kenar çizgisi içinde kalan ve kamuya ait bulunan bir yer mi? Yoksa imar planında gösterilen bir yol mu? olduğunun duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturulması ve böylece belediyenin aktif dava ehliyetinin olup olmadığının belirlenmesi hasıl olacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine 24.12.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy