(743 S. K. m. 651)
Dava: Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan ve birlikte görülen el atmanın önlenmesi, yıkım ve temliken tescil davasının yapılan yargılamasında, Mahkemece el atmanın önlenmesi davasının kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen kararın davalılar, davacı ve karşı davalı tarafından ayrı ayrı temyizi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dosya içeriğine, toplanan delillere göre davalılar ve karşı davacının tüm temyiz itirazları yerinde değildir, reddine, davacı ve karşı davalının temyizine gelince; davacı, ifrazen oluşan,4013 parsel sayılı taşınmazına, sınır komşusu davalıya ait binanın tecavüzlü olduğunu ileri sürerek yıkım yoluyla el atmanın önlenmesini istemiştir. Davalı, karşı davacı ise; yanlara ait 4012 ve 4013 nolu ifraz parsellerinin, kadastro 1926 parselin 1985 yılında ikiye ifrazıyla oluşan 3926 ve 3927 parsellerden, 3426 parselin 4.11.1986 da ikiye ifrazıyla oluşturulduğu ve inşaatını belediyeden aldığı ruhsatla 1987 yılında, ifraz sırasındaki ortak sınırı baz alarak yaptığını ve iyi niyetli olduğunu savunarak taşkın kısmın saptanacak bedele karşılık iptali ve adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davalıya ait binanın ruhsat ve projeye uygun inşa edildiği, ifrazın mümkün olmadığı,43.68 m2 taşkınlık nedeniyle yıkımın fahiş zarar doğuracağı, davalının iyi niyetinin tümüyle reddinin doğru olmayacağı gerekçeleriyle yıkım isteğinin reddine, el atmanın önlenmesi isteğinin ise kabulüne ve Medeni Kanunun 651. maddesine dayalı davanın da reddine kararı verilmiştir. Ne var ki, verilen hükmün dosya içeriğine uygun ve yasal olduğunu söyleyebilmek olanağı yoktur. Gerçekten, tarafların önceden, ana kadastral parselde paydaş iken, 1986 yılında, parselin, iki parçaya ayrılıp, iki ayrı parsel oluşturulduğu, taşkın binanın ifrazdan bir yıl sonra (1987 yılında) inşa edilmeye başlandığı anlaşılmaktadır.
Parselasyon işlemine bizzat katılarak ifraz parsellerinin haritasındaki konumunu bilen kişinin, diğer müfrez parsele yapısını taşırmasında iyi niyetli olduğu söylenemez. Öte yandan, iyi niyete dayanmayan taşkın yapılanma nedeniyle ortaya çıkan tecavüzlü durumlarda: aşırı zarar, yıkım yönünden dikkate alınamaz.
Sonuç: Hal böyle olunca, taşkın bölümünde yıkımına karar verilmesi gerekirken; yanılgılı gerekçeyle yıkım (kal) isteğinin reddi isabetsizdir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy