(2510 S. K. m.27) (4721 S. K. m.1023, 1025) (743 S. K.m.931, 933)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, Mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu 1 parsel sayılı taşınmazdaki 3 nolu bağımsız bölümün, 2510 sayılı İskan Kanunu gereğince adına tahsis ve tescil edildiğini, ancak Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce, borçlandırma sözleşmesini imzalamadığı gerekçesiyle tapu tahsis ve borçlandırma işlemlerinin ve buna bağlı olarak tapu kaydının resen iptal edildiğini, oysa idare mahkemesinde açtığı dava sonunda, borçlandırma ve tahsis işlemlerinin iptal edilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunduğu kabul edilerek işlemin iptaline karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini buna rağmen dava konusu yerin idarece bu kez davalıya tahsis ve tescil edildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, davacının mevcut idare mahkemesinin kesinleşmiş kararına göre isteminde haklı olduğu ancak davalının iyiniyetle tapu sicilindeki kayda istinat ederek mülkiyet iktisap ettiği, davalının iktisabının iyi niyete aykırı olduğuna dair herhangi bir kanıt bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Toplanan delilere göre, dava konusu taşınmazın dava dışı Hazine tarafından önce 4.11.1993 tarihinde 2510 sayılı yasanın 23 ve 30. maddeleri gereğince davacıya tahsis ve tescil edildiği ancak davacının borçlandırma sözleşmesini imzalamadığından borçlandırma sözleşmesi ile tapu tahsis ve tescilin resen 28.12.1995 tarihinde iptal edildiği, davacının idare mahkemesinde bu işlemin iptalini istediği, mahkemece bu işlemin iptal edilip verilen kararın kesinleştiği, Hazinece idare mahkemesindeki dava sonucunu beklemeden taşınmazı bu kez 1.3.1996 tarihinde davalıya tahsis ve tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; davacıya 2510 sayılı yasaya göre tahsis yapılıp, davacı üzerine tapu oluşturulduktan sonra, bu tapunun tek taraflı idari işlemle iptal edilmesi yasaya aykırıdır. Nitekim, idari yargı kararında açıkça belirtildiği gibi 2510 sayılı yasanın 1306 sayılı yasa ile değişik ek 27. maddesinde Hazinenin tek yanlı olarak iptal yetkisinin bulunmadığı hüküm altına alınmıştır.
Davacının mülkiyet hakkı devam ederken, davalıya yapılan tahsis ve buna bağlı tesis edilen tapu kaydı yolsuz tescil niteliğindedir. Öte yandan, olayda Medeni Kanunun 931.maddesinin uygulama yeri yoktur.
Hal böyle olunca, davanın kabul edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davalının iyi niyetinden söz edilmek suretiyle reddi cihetine gidilmesi doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUM'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 12.12.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy