(818 S. K. m.81)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü
Karar: Dava inanç sözleşmesine dayalı tapu kaydının iptali ve tescili ile satış vaadi sözleşmesinin iptali isteğine ilişkindir.
Davacı vekili dava konusu 4 ve 146 parseldeki 4 ve 5 nolu bağımsız bölümler ile 21 parseldeki 3 nolu bağımsız bölümü 1.2.1989 tarihli 26 parseldeki 1 ve 2 nolu bağımsız bölümleri de 8.6.1989 tarihli satış seklindeki resmi sözleşme ile devrettiğini, 146 parseldeki 2 ve 3, 147 parseldeki 3-6-11 nolu,148 parseldeki 3-6-11 nolu bağımsız bölümleri ise 31.1.1989 tarihinde noterde düzenlenen senetle satış vaadinde bulunduğunu, ancak bütün bu yapılan temlikler ve satış vaadi sözleşmesinin 1.2.1989, 8.6.1989 ve 9.9.1991 tarihli sözleşmelerdeki borcun teminatı olarak gerçekleştirilip düzenlendiğini mahkemece tespit edilerek borcu faizi ile birlikte ödeyeceğini ileri sürerek tapu kayıtlarının ve satış vaadi sözleşmesinin iptalini tüm kayıtları iptal edilen taşınmazların adına tescilini istemiştir.
Toplanan delillere ve getirtilen dosyaların içeriğine göre davacının Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 91/782 esas sayılı dava dosyasında dava konusu 146 parseldeki 4-5 nolu ve 21 parseldeki 3 nolu bağımsız bölümler Antalya 1.Asliye Hukuk mahkemesinin 91/822 esas (yeni 94/947 esas) sayılı dosyasında ise dava konusu 26 parseldeki 1 ve2 nolu bağımsız bölümlerin iptali veya aynı hukuki sebebe dayanarak dava açtığı o davalarda borcunun olmadığını bildirdiği, mahkemelerce alınan borcun yatırılmadığı gerekçe gösterilerek her iki davanın reddedildiği ve kararların Dairece onanıp kesinleştiği dava konusu 139 ada 4 parsel sayılı taşınmazın iptali için Antalya 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 91/783 esas sayılı dosyasında açılan davanın ise yine aynı nedenle reddedildiği, Dairece 17.3.1994 tarihinde onandığı, ancak, karar düzeltme aşamasında alınan borcun ödenmesi için davacıya önel verilmesi, alınan borcun mahkeme veznesine depo ettirilmesi, yatırdığı takdirde davanın kabul edilmesi gerekçesiyle bozulduğu, davacının borcu olmadığı kendisine bu yönde önel verilmesine gereği bulunmadığı beyanı üzerine de söz konusu dava da reddedilip ve verilen kararın onandığı sabittir.
Tüm bu dava dosyalarından sonra davacı bu kez borçlu olduğunu kabul edip mahkemece tespit edilerek borcunu faizi ile ödeyeceğini bildirerek eldeki davayı açmıştır.
Gerçekten, Borçlar Kanununun 81 maddesi "mütekabil taahhütleri muhtevi olan bir akdin ifasını talep eden kimse akdin şartlarına ve mahiyetine nazaran bir ecelden istifade hakkını haiz olmadıkça kendi borcunu ifa etmiş veya ifasını teklif eylemiş olmak lazımdır." hükmünü getirmiştir. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında, davacı, dava açmadan önce kendi edinimi yerine getirmemişse mahkemece, dava sırasında edimini yerine getirmesi için davacıya önel verilmesi, sonucuna göre hüküm kurulması öngörülmektedir. O halde iade edilmediği anlaşılan alınan borcun davacı tarafından davalıya ödenmesi veya ödenmesini teminen depo ettirilmesi için kendisine süre tanınması, bedelin ödenmesi veya depo edilmesi halinde, iptal ve tescile karar verilmesi gerekir.
Hal böyle olunca, davacıya 9.9.1991 tarihli sözleşmede belirtilen borç ve faizin davalıya ödenmesi veya mahkeme veznesine depo etmesi için kesin önel verilmesi, ara kararının yerine getirilmesi halinde davanın kabul edilmesi, aksi halde yazılı olduğu üzere reddi cihetine gidilmesi gerekirken, daha önce taraflar arasında görülen davalara ve kesinleşen kararlara yanlış anlam verilmek suretiyle karar verilmesi doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü H.U.M.K'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.12.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy