(4721 S. K. m. 544) (743 S. K. m. 491)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı, miras bırakanının çekişmeli taşınmazları önce resmi vasiyetname ile davalılara vasiyet ettiğini ancak daha sonra da mal kaçırmak amacıyla sağlığında yine davalılara kayden temlik ettiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuş, ayrıca miras bırakan tarafından düzenlenen vasiyetnamenin iptali için dava açmış her iki dava birleştirilmiştir.
Mahkemece, muris muvazaası iddiasının sabit görüldüğünden söz edilerek tapu kaydının iptaline ve tescile, buna bağlı olarak da önceden düzenlenmiş olan vasiyetnamenin dahi iptaline karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre tapudaki temliki işlemin muvazaadan ötürü iptal edilmesi ve tescile karar verilmesi doğrudur. Ancak aynı kişilere (davalılara) önceden yapılmış vasiyetnamenin iptal edilmesinin yasal olduğunu söyleyebilmek olanağı yoktur. Bilindiği ve Medeni Kanunun 491. maddesinde ifade edildiği üzere bir kimse muayyen bir mal ya da mallar hakkındaki vasiyetini sonradan yaptığı tasarrufla açık veya zımni olarak hükümsüz hale getirebilir. Başka bir anlatımla vasiyet eden vasiyetinden döndüğünü açıkça belirtmese dahi belli bir mal ya da mallar hakkındaki vasiyete sonradan yapılan tasarrufu ile bağdaşmıyorsa hükümsüz hale gelir. Nitekim öğretide sağlar arası bir tasarrufla vasiyetten rücu durumu ADEMPTİO LEGATİ sözcüğü ile ifade edilmekte, buna davranışla rücu niteliği verilmektedir. Yukarıda açıklanan ilkeye mefhumu muhalifinden yaklaşıldığında aynı kişiye önceden muayyen bir mal ya da malların vasiyeti yapıldıktan sonra tapuda, vasiyeti yapanın vasiyet edilene kat'i satış yapması ve bu şekildeki tasarrufu ile vasiyetnameyi hükümsüz hale getirmesi durumu da ortaya çıkmış denilemez. Aksine önceki vasiyet iradesinin tapudaki tasarrufla pekiştirildiği olgusu söz konusu olur.
Sonuç: Hal böyle olunca, vasiyetnamenin iptaline yönelik isteğin reddine karar verilmesi gerekirken, davanın tümüyle kabulü isabetsizdir. Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün yalnızca belirtilen nedenden ötürü HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 7.2.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy