(1086 S. K. m. 163, 414)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan elatmanın önlenmesi davasının yapılan yargılamasında mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davalı tarafından temyizi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Karar: Dava, çaplı taşınmaza dava yaparak yol geçirmek suretiyle elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece yapılan birinci keşif yetersiz görülmüş, ikinci keşif yapılması taraf tanıklarının taşınmazların başında dinlenilmesi yönünden önel verilmiş bu önele riayet edilmemesi nedeniyle davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Ne var ki,6.6.2000 tarihi ara kararı verilen önel usulüne uygun verilmemiş, davacıya ihtarat yapılmamış vasıta ücreti belirtilmemiştir.
HUMK'nun 414. maddesi hükmüne göre, mahkemece verilen keşif kararında ve keşif giderlerinin yatırılması için ayni kanunun 163. maddesi uyarınca ilgili tarafa tanınan önel ve kesin önele ilişkin ara kararında; yapılması gereken, işlerin neler olduğunun tam bir açıklıkla belirtilmesi, sürenin yeterli ve elverişli olması; keşif giderlerinin (hakim ve mahkeme personelinin yol tazminatını, taşıt giderlerini, tanık ve bilirkişi ücretlerini ve bunlara çıkarılacak davetiye giderlerini kapsayacak biçimde) ayrıntılı olarak saptanması; davanın taraflarca bizzat takip edildiğinin anlaşılması halinde, önele uymamanın doğuracağı sonuçların kendilerine açıklanması ve tarafların uyarılması zorunludur. Böylece yöntemine uygun biçimde verilen önelden ara kararı yerine getirildiği takdirde davacı keşif için başvurmasa dahi davacının keşif için müracaatına gerek kalmaksızın mahkemece gerektiğinde davacının gıyabında keşif yapılması gerekir. Bu itibarla mahkemenin davacının keşif için müracaat etmediğinden bahisle hüküm kurması doğru değildir. Öte yandan yapılan keşifte yol geçmek suretiyle elatılan yer tespit edilmiş, krokiye bağlanmış, yerel bilirkişi el atılan yeri göstermiş, ancak kendisinden el atanların davalılar olup olmadığı sorulmamıştır. Her ne kadar taşınmaza ilişkin bu tür davalarda taraf tanıklarının arazi başında dinlenilmesi yerleşik Yargıtay içtihatları gereği ise de yukarıda değinilen nedenlerden ötürü tanıkların arazi başında dinlenilmelerinde zorunluluk yoktur.
Sonuç: Hal böyle olunca, daha önce birinci keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ile davacıların gösterdiği tanıkların duruşmada dinlenilerek yolun kimin tarafından geçirildiğinin sorulması ve tanık sözleri toplanan delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddi doğru değildir. Davacının bu yenlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 25.01.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy