(1086 S. K. m. 287)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan tapu iptali tescil davasının yapılan yargılamasında Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı tarafından Duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma günü olarak saptanan 15.5.2001 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili avukat H. Hanlıoğlu ile temyiz edilen vekili avukat S. Aköz geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, bilahare dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı 44 parseldeki 951/12000 payın ve 8 parseldeki 5 nolu meskenin 3/8 payını muris babasının ölümü üzerine kendisine intikal ettiğini, küçük yaşta evlenmeye karar verdiğini ancak davalı annesinin nişanlısının kendisiyle malları nedeniyle ilgilendiği, bu malları olmazsa bu ilgiyi göstermeyeceğini; hatta nişanlısını denemek istiyorsa malları kendisine temlik etmesi gerektiği şeklindeki eleştirileri üzerine çekişmeli payları nişanlısının kendisine karşı düşüncelerini öğrendikten sonra iade edilmesi koşuluyla davalı annesine temlik ettiği; daha sonra nişanlısından ayrılıp, başkasıyla evlendiğini, ancak davalı annesinin muvazaalı olarak kendisinden aldığı payları iade etmediğini belirtilip bu payların iptaliyle adına tescilini istemiştir.
İddianın bu ileri sürülüş biçimi ve dava dilekçesinin içeriğine göre davacının inanç sözleşmesine dayandığı açıktır. Taraf muvazaası veya inançlı işlem gibi bu tür iddiaların 5.2.1947 tarih, 20/6 sayılı İnançları Birleştirme kararı uyarınca yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Oysa davacı söz konusu İnançları Birleştirme kararında öngörülen yazılı bir delille dayanmadığı gibi yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir kanıtı da bulunmamaktadır.
Sonuç: Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken usulsüz dinlenen tanık beyanlarına değer verilmek suretiyle yazılı olduğu üzere davanın kabulü yönünde hüküm kurulması isabetsizdir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 16.5.2000 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık ücret tarifesinin 14.maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 65.000.000 lira duruşma Avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına 15.05.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy