(818 S. K. m. 28/1)
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü
KARAR
Davacı Dudu Ç., oğullarından Necip Ç.'nun kendisini ölünceye kadar bakacağı vaadi ile hileli yollarla kandırarak, diğer mirasçılardan mal kaçırmak kastı ile 1802, 3410, 3411, 3629, 4071, 4349, 4395, 4609 parsel sayılı taşınmazlarını davalıya bağışladığı halde tapuda satış gösterildiğini, ancak davalının sözünü tutmayarak kendisine bakmadığını ileri sürerek davalı adına olan tapu kayıtlarının iptalini ve adına tescilini istemiştir.
Mahkemece sabit görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten iddianın ileri sürülüş biçimine ve davacının sıfatına göre muvazaa ile bakma akdine aykırılık iddialarının olayda dinlenilme olanağı bulunmadığı açıktır. Ne varki, dava dilekçesinde hile hukuksal nedenine de dayanıldığı anlaşılmaktadır. Esasen vakıaları bildirmek taraflara, uygulanacak yasa hükmünü bulup uygulamak hakime ait bir görevdir.
Bilindiği üzere;Hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak, veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hilede yanıltma söz konusudur. B.K'nun 28/l maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Hal böyle olunca yukarıda değinilen ilkeleri kapsar şekilde soruşturmanın tamamlanması;özellikle tapudaki tasarrufların ölünceye kadar bakılıp gözetileceği vaad edilmek ve bu suretle hileye düşürülmek suretiyle gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin saptanması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 31.1.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy