(6785 S. K. m. 42) (3194 S. K. m. 18) (2981 S. K. m. 10)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, Mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacılar Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.12.1998 tarih 1996/848 Esas ve 1998/1024 sayılı kararı ile adlarına tescil edilen dava konusu taşınmazın imar uygulamasına tabi tutulduğu ve 433 ada 1,434 ada 1,435 ada, 1 nolu imar parsellerinin oluşturulduğunu; bunlardan iki parselin davalı hazine diğerini ise dava dışı kişi adına yazıldığını ileri sürerek iptal ve tescil istemiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; Yürürlükten kalkmış bulunan 6785 sayılı İmar Yasasının 42, daha sonra yürürlüğe girmiş olan 3194 sayılı imar yasasının 18. maddesine göre belediyeler, yerleşme yerler ile bu yerlerdeki yapılaşmaların planlarını, fen, sağlık ve çevre koşullarına uygun biçimde oluşturulmasını sağlamak amacıyla imar sınır içerisinde bulunan binalı ve binasız arsa ve arazileri maliklerinin veya diğer hak sahiplerinin olurlarını aramaksızın (hamur kuralını) uygulamak suretiyle birbirleriyle, yol fazlası ile kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, bağımsız paylı veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya resen tapu işlemlerini yapmaya yetkilidir.
2981 sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik 10/C maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerek imar kanunları ile yapılan parselasyon işlemlerinin gerekse imar affı yasalarında öngörülen imar ıslah çalışmalarının bir idari karara dayandığı kuşkusuzdur. İdari karara yönelik davaların inceleme yeri de idari yargıdır. O halde bu uygulamalar sonucu oluşan çap kayıtlarının iptali isteğiyle açılan davalar kayıtların oluşumuna esas alınan diğer bir söyleyişle tapu kaydının illeti ve sebebi sayılan idari kararın değiştirilmesi veya ortadan kaldırılması sonucunu doğuracağından idari karar idari yargı yerinde ortadan kaldırılmadıkça genel yargıda tapu sicilindeki gerekli düzeltme yapılamaz.
Somut olayda ise hangi yasa hükümlerine göre yapıldığı araştırılmış değildir.
Hal böyle olunca, öncelikle imar uygulamasının 3194 sayılı yasanın değişik 18. maddesi veya 2981 sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik 10/c maddesine göre mi yoksa 2981 sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik 10/b maddesi uyarınca mı yapıldığının dava konusu taşınmaza ait tüm imar evrakının varsa tutanaklarının ve imar komisyon cetvellerinin getirtilmesi saptanması ve buna bağlı olarak görevli olup olmadığının belirlenmesi 3194 sayılı yasanın 18. veya 2981 sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik 10/C maddesine göre yapıldığının anlaşılması halinde davaya bakmak genel mahkeme görevi haricinde kaldığından davanın idari yargı yerinde bakılmak üzere görev yönünden reddine karar verilmesi; 2981 sayılı yasanın değişik 10/b maddesi uyarınca gerçekleştirildiğinin anlaşılması halinde işin esasına girilip bu madde hükümlerine göre araştırma yapılıp bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 02.05.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy