(818 S. K. m. 28/1)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada Mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı,1928 doğumlu olup yalnız ve çalışamaz durumda olduğunu; dava konusu 109 ada 10 parselde, kocasından kendisine intikal eden evi davalının sana para vereyim seninle oturalım demek suretiyle kandırdığını, kendisine 2 milyar para verdiğini; bazı evrakın imzalatıldığını, böylece çekişmeli taşınmazın davalıya temlikinin sağlandığını ileri sürerek hile nedeniyle iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece resmi senedin aksinin kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; Hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma hilede yanıltma söz konusudur. B.K'nun 28/l maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse, hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Hal böyle olunca, mahkemece nizalı taşınmazın satış tarihindeki gerçek değerinin saptanması, davacının tek mal varlığı olan dava konusu evi satıp elden çıkarması için makul ve kabul edilebilir, sebep ya da sebeplerin var olup olmadığının araştırılması; yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde toplanan ve toplanacak tüm delillerin değerlendirilmesi; hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 03.05.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy