(743 S. K. m. 623, 624)
Dava: Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü
Karar: Dava, kat mülkiyeti, kat irtifakı henüz tesis edilmemiş ana yapıdaki bağımsız bölüme elatmanın önlenilmesi isteğine ilişkindir.
Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre ana binanın üzerinde bulunduğu 14 parsel nolu taşınmazda davacı ve dava dışı kişilerin paydaş oldukları, dava konusu bağımsız bölüm hakkında davalı Cemalettin'in bayii aleyhine iptal, tescil davası açtığı, ne var ki harici satışın geçerli olmadığından bahisle açılan davanın reddedildiği, her bağımsız bölümün çeşitli kişilerce kullanıldığı sabittir.
Hemen belirtilmelidir ki; kat mülkiyeti, kat irtifakı kurulmayan ana yapı hakkında Kat Mülkiyet Kanunu değil, Medeni Kanunun müşterek mülkiyete ilişkin hükümlerinin uygulanacağı kuşkusuzdur. Bu bağlamda müşterek mülkiyete tabi taşınmazlarda tüm paydaşları bağlayan bir kullanma biçimi oluşmuş ise, her paydaşın kendi kullanımına terk edilen bölümler hakkında elatmanın önlenilmesi davası açma hakkı bulunmaktadır. Daha açık bir anlatımla, tüm paydaşları bağlayan kullanma biçimine yönelik olarak oluşan fiili durum veya anlaşma izale-i şuyu davası yahut imar uygulaması ile müşterek mülkiyet sona erinceye kadar paydaşları bağlar.
Somut olayda; ana yapının bağımsız bölümlerinin paydaşlar arasında kullanımları hakkında tüm paydaşları bağlayan bir kullanma biçiminin bulunup bulunmadığı ve dava konusu bağımsız bölümün davacının kullanımına bırakılıp bırakılmadığı kesin olarak tespit edilmiş değildir.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde yerinde keşif yapılarak dava konusu ana yapıda kullanma biçiminin oluşup oluşmadığının saptanması, tüm paydaşları bağlayan böyle bir kullanma biçiminin bulunduğu ve dava konusu bağımsız bölümün davacı kullanımına terk edildiği anlaşıldığı takdirde davanın kabul edilmesi, dava konusu yerin başka bir paydaşın kullanımına bırakıldığının anlaşılması halinde, davacının davada sıfatı bulunmaması nedeniyle davanın reddedilmesi tüm paydaşları bağlayan bir kullanma biçiminin oluşmaması halinde davacının paydaş, davalıların ise taşınmazda bir haklarının olmadığı göz önünde tutularak elatmanın önlenilmesi yönünde hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Tarafların bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 5.7.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy