(4721 S. K. m. 725) (743 S. K. m. 651)
Dava: Davacı tarafından davalı aleyhine açılan elatmanın önlenmesi yıkım ve ifrazen tescil davasının yapılan yargılamasında Mahkemece asıl elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının reddine, tescil davasının kabulüne dair verilen karar davacı (karşı davalı) Hazine vekili tarafından Duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma günü olarak saptanan 11.9.2001 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Hazine vekili avukat A. Örücü geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili Avukat gelmedi yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine vekili, Hazine üzerine kayıtlı bulunan 117 parsel ile tespit harici bırakılan kuru dere niteliğindeki taşınmaza, davalının kendi parseli olan 143 parsele yaptığı binayı taşırdığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve yıkım istemiştir.
Davalı ise, Medeni Kanunun 651. maddesine dayanarak temliken tescil davası, açmış her iki dava birleştirilmiştir.
Toplanan delillere ve bilirkişi rapor ve krokisine göre davalının babasının paydaşı bulunduğu 143 parsele yaptığı binasının, bilirkişi krokisinde B harfi ile gösterilen kısmının devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve tespit harici bırakılan kuru dere niteliğindeki taşınmaza A ile gösterilen kısmının da Hazinenin üzerine kayıtlı bulunan 117 parsele taştığı sabittir.
Hemen belirtilmelidir ki, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve özel mülkiyete konu teşkil etmesi mümkün olmayan taşınmaza binasını yapan veya taşıran kimsenin iyi niyetli sayılmasına olanak yoktur. Kaldı ki, tapulama harici bırakılan tapuya kayıtlı olmayan bir yerin tapuya bağlanmadan temliken tescil davasına konu olması da mümkün değildir. Açıklanan bu nedenlerle davalının binasının korunmasına yasal olanak bulunmadığı gibi davalı yararına Medeni Kanunun 651. maddesinin koşullarının oluştuğundan da söz edilemez.
Hal böyle olunca, Hazinenin açtığı elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının kabulüne, temliken tescil davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 16.5.2001 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık ücret tarifesinin 14.maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 65.000.000 lira duruşma Avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına,11.09.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy