(3402 S. K. m. 18, 22)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, Mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı hazine vekili, kadastroda tespit harici bırakılan dava konusu taşınmazın, tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlaması mümkün olan bir hale geldiğini ileri sürerek 3402 sayılı yasanın 18. maddesi gereğince tescil isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece (...Hazinenin mülkü olan taşınmazların idari bir işlemle hazine adına tescili sağlanabileceğinden ve bunun için hazinenin Adli Yargıya başvurması gerekmediği....) gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki, anılan gerekçenin yasal olduğunu söyleyebilmek olanağı yoktur.
Hemen belirtmek gerekir ki, arzın tabii maliki olan hazinenin özel mülkiyete konu olabilecek nitelik taşıyan ve hiçbir özel ve tüzel kişinin mülkiyetinde bulunmayan taşınmazlar hakkında tescil davası açmasını önleyen bir kanun hükmü yoktur. Aksine davanın açılmasında hazinenin hukuki yararı ve kanundan doğan hakkı bulunmaktadır. Nitekim 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 18. maddesinde tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerlerin hazine adına tescil edileceği hükme bağlanmıştır. Her ne kadar, bu nitelikteki yerler için aynı kanunun 22. maddesinde yeniden kadastro yapılması mümkün ise de, bu husus tescil davası açmasına engel sayılamaz. Aksinin kabulü çelişki yaratır. Esasen tek bir taşınmaz için yeni bir kadastro çalışması yapılması da ekonomik olmayacağı gibi, kadastro kanunun esas amacıyla da bağdaşmaz. Ayrıca kişilerin zilyetliğe dayalı itiraz ve tescil davalarının reddedilmesi nedeniyle edinemedikleri bu tür taşınmazlar yönünden hazinece açılan tescil davalarının dinlenebilir olduğu da, kararlılık kazanmış Yargıtay İçtihatları gereğidir.
Öte yandan, bu davalar tescili istenilen taşınmazda hiçbir kimsenin ilişkisinin bulunmaması halinde hasımsız açılabilecekleri gibi, bazılarında sonradan doğabilecek ihtilafların önlenebilmesi bakımından ilgili özel ve tüzel kişileri hasım gösterilebilmektedir.
Hal böyle olunca, hazine yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 18. maddesinde ön görülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu şekilde reddine karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davacı hazinenin temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.07.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy