(818 S. K. m. 355, 389, 390)
Dava: Davacı tarafından davalı aleyhine açılan tapu iptali, tescil olmaz ise bedelin tahsiline davasının yapılan yargılamasında Mahkemece iptal, tescile dair verilen karar davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma günü olarak saptanan 21.9.2001 Cuma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vs. vekili avukat Y. Sahan geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı, yurt dışında işçi olduğunu davalı Bilal'in de Türkiye 'de işlerini takip eden kişi olduğunu, davalının çekişmeli taşınmazı 85.000 marka almak istediğini, daha sonra hile ile vekaletname alarak 10.000 marka diğer davalılara sattığını, 10.000 markın kendisine gönderildiğini, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını ileriye sürüp iptal, tescil olmaz ise 75.000 mark karşılığı bedelin tahsili isteğinde bulunmuştur.
Davalı vekil, taşınmazı 10.000 markı peşin, 42.000 markı harman sonunda verilmek üzere davacıdan haricen satın aldığını, dört ay sonra diğer davalıların 59.000 mark teklif ettiklerini, 7.000 mark kar ederim düşüncesiyle diğer davalılara sattığını, davacı buna itiraz edince diğer davalılardan alacağı 49.000 markı davacıya ödemeyi kabul ettiğini savunmuştur.
Çekişmeli 6 parsel sayılı taşınmaz davacının iken, davacı tarafından 3.3.1997 tarihinde sadece davalı taşınmazın satışı için Berlin Başkonsolosluğunda düzenlenmiş vekaletname ile vekil davalı Bilal tarafından 21.3.1997 tarihinde 130.000.000 lira bedelle diğer davalılara satış suretiyle temlik edildiği, satış bedeli olarak davacıya 10.000 mark gönderildiği kayden sabittir. Esasen satış bedelinden 10.000 mark aldığı davacının da kabulündedir.
Toplanan delillerden ve tüm dosya içeriğinden davacının taşınmazı satış iradesi olduğu, bunun yanı sıra satışı gerçekleştirmek üzere yapılan vekaletnamede de satış talimatı bulunduğu, ancak davacı dört-beş yıldır Türkiye'ye gelmediği için taşınmaz fiyatları hususunda bilgisinin olmadığı, Türkiye'ye geldiğinde de taşınmazın ucuza satıldığı kanaati oluştuğu anlaşılmaktadır.
Yukarda açıklanan maddi olgular, vekaletin kötüye kullanılmasına ilişkin ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, satış iradesi beyan eden kişinin zarara uğratıldığı ve dolayısı ile vekalet görevinin kötüye kullanılmasının gerçekleştiğinden söz edilemez.
Bu durumda temliki işlemin ayın (eşya) olarak istenmesi olanağı bulunmadığı, davacıya 10.000 mark dışında bir bedel ödenmediği, davalının da 59.000 mark ödemeyi kabul ettiği açıktır.
Hal böyle olunca, bedele hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile iptal, tescile karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.5.1999 tarihinde yürürlüğe giren Avukat ücret tarifesinin 14.maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 65.000.000 TL. duruşma Avukat parasının temyiz edilenden alınmasına ve alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.9.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy