(4721 S. K. m. 683, 713) (743 S. K. m. 618, 639)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu taşınmazın miras bırakanı eşi Fatma'ya ait olduğunu ileri sürerek davalıların el atmasının önlenmesini istemiştir.
Davalılar, çekişmeli yerin davacının miras bırakanına değil kendi miras bırakanları anneleri Fatma' ya ait olduğunu savunmuşlardır. Mahkemece, sabit olan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ne var ki, yapılan soruşturma kadastral malik olarak gözüken kişinin hangi tarafın miras bırakanı olduğunu kesin biçimde ortaya koymamaktadır.
Bilindiği üzere; kadastral çap kaydına dayanılarak açılan böyle bir davada, ortaya çıkan uyuşmazlık gerçek hak sahibinin belli edilmesi yönünden kadastro tespit öncesi zilyetlik durumunun da değerlendirilmesini zorunlu kılar. Başka bir deyişle; kadastral kayıttaki gerçek malikin kim olduğu tespit öncesi hak durumuyla bağlantı kurularak belli edilebilir.
Somut olayda; davacının eşi Mehmet kızı Fatma K. 1933 doğum tarihli olup 1951 tespit tarihi itibarıyla 15 yaşındadır. Davalıların murisi Mehmet kızı Fatma ise 1330 (1914) doğumlu olduğuna göre tespit tarihinde 37 yaşındadır. Ayrıca davalıların miras bırakanı Fatma'nın eşi Gemerek Noterliğinde düzenlenen 3.9.1987 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesinde eşinden intikal edecek taşınmazlar arasında çekişmeli taşınmazı da göstermiştir. Davacı da, bu davadan önce açtığı ve takipsiz bıraktığı Sulh Hukuk Mahkemesinin 1990/ 72 esas sayılı ortaklığın giderilmesi dosyasında dava konusu taşınmazın davalılarla birlikte miras bırakanları olan annesi Fatma'ya ait olduğunu kabul etmiştir. Dosya içeriği ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, tesbit malikinin davalıların miras bırakanı Fatma (Fatime) K. olduğunu ortaya koymaktadır. Esasen kadastro tespit tutanağının içeriğine göre tespit tarihinde 18 yaşında olan bir kişinin çekişmeli yerde 15 yıldır zilyet olduğu, başka bir anlatımla zilyetliğe 3 yaşında başladığı kabul edilemez.
Sonuç: Hal böyle olunca; çekişmeli taşınmazın davalıların miras bırakanı Mehmet kızı 1330 doğumlu Fatma K.'a ait olduğunun kabul edilmek suretiyle bir hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir. Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 8.2.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy