(743 S. K. m. 618, 737)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, taşınmazına komşu davalının imara aykırı yaptığı dükkanın görüntü bozukluğu yarattığını üzerine masa sandalye koyarak mesken masuniyetini ihlal ettiğini iddia ile elamanın önlenmesi ve yıkım istemiştir.
Davalı, müdahalesinin olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, imara aykırı yapılan yapının davacıya zarar verdiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, tetkik hakimi Şükran Dağlı İ.'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet: geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. Medeni Kanunun 618. maddesinde bir şeye malik olan kimse o şeyden kanun dairesinde dilediği gibi tasarruf edebilir hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlü kılan aynı kanunun 737. maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir.
O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini gözönünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır.
Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur.
Somut olaya gelince; davacının dava konusu 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde imara aykırı olarak inşaa ettiği dükkanın, taşınmazının görüntüsünü (manzarasını) bozduğunu, terasının üzerine masa-sandalye koyarak aile mahrumiyetini ihlal ettiğini ileri sürdüğüne göre, yukarıdaki ilkeler ve olgular gözetilerek konunun uzmanı olan üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla iddianın araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 01.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy