(6785 S. K. m. 42) (3194 S. K. m. 18) (2981 S. K. m. 10)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 318 ada 59 parsel sayılı taşınmaz hakkında daha önce açtığı 986/87 esas sayılı dava sonucunda, taşınmazın 4060 m2'lik kısmının iptali ile kendi adına tesciline karar verildiğini ve kesinleştiğini ancak henüz kesinleşme aşaması sırasında belediyece imar uygulaması yapılarak imar parselleri oluşturulduğunu, bu nedenle kesinleşen 986/87 esas sayılı hükmü infaz ettiremediğini ileri sürerek, oluşan 11 adet imar parselinin, ana taşınmazda kendisine ait 4060 m2 karşılığı isabet edecek kısımlarının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini ve iyiniyetli bulunduklarını savunmuşlardır.
Mahkemece, taraflar arasında görülüp, kesinleşen 986/87 esas sayılı dava ve bilirkişi raporu dikkate alınarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmekle, Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı, dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Yürürlükten kalkmış bulunan 6785 sayılı imar yasasının 42, daha sonra yürürlüğe girmiş olan 3194 sayılı İmar Yasasının 18. maddesine göre belediyeler, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların planlarını, fen, sağlık ve çevre koşullarına uygun biçimde oluşturulmasını sağlamak amacıyla imar sınır içerisinde bulunan binalı ve binasız arsa ve arazileri maliklerinin veya diğer hak sahiplerinin olurlarını aramaksızın (hamur kuralını) uygulamak suretiyle birbirleriyle, yol fazlası ile kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, bağımsız paylı veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtma ya resen tapu işlemlerini yapmaya yetkilidir.
2981 sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik 10/C maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerek imar kanunları ile yapılan parselasyon işlemlerinin gerekse imar affı yasalarında öngörülen imar ıslah çalışmalarının bir idari karara dayandığı kuşkusuzdur. İdari karara yönelik davaların inceleme yeri de idari yargıdır. O halde bu uygulamalar sonucu oluşan çap kayıtlarının iptali isteğiyle açılan davalar kayıtların oluşumuna esas alınan diğer bir söyleyişle tapu kaydının illeti ve sebebi sayılan idari kararın değiştirilmesi veya ortadan kaldırılması sonucunu doğuracağından idari karar idari yargı yerinde ortadan kaldırılmadıkça genel yargıda tapu sicilin deki gerekli düzeltme yapılamaz. Hal böyle olunca davaya bakmak genel mahkemelerin görevi haricinde kaldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu usul kuralı gözardı edilerek esas hakkında hüküm kurulması isabetsizdir. Temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.12.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy