(1086 S. K. m. 445)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, M. İlçesi 181 ada 33 parselin maliki iken, davalı Hazine tarafından bu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık - kayalık yerlerden olduğu iddiasıyla iptali ve Hazine adına tescili için dava açıldığını, yapılan keşif sonucu Jeoloji Mühendisi ve Ziraat Mühendisi düzenledikleri raporlar ile davanın kabulüne, tapunun iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilip kesinleştiğini; ancak bilirkişi raporlarının gerçeğe aykırı olduğunu, aynı bilirkişilerin başka bir davada gerçeğe aykırı rapor vermeleri nedeniyle haklarında ceza davası açılıp, 4616 sayılı Yasa gereği davanın hükme bağlanmasının ertelendiğini, yapılacak keşifte de bilirkişilerin gerçeğe aykırı rapor verdiklerinin anlaşılacağını belirtip, M. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/942 esas - 1998/201 karar sayılı davasının yargılamasının yenilenmesini, 33 parsel sayılı tapu kütüğünün önceki hale getirilip, adına tescilini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, yargılamanın yenilenmesi taleplerinin H.U.M.K.'nun 445. maddesinde sayıldığını; davaya konu parsele ilişkin verilmiş raporları nedeniyle bilirkişiler hakkında açılmış ve sonuçlandırılmış bir ceza davası olmadığını ve bu dosyada da yargılamanın yenilenmesini gerektiren bir durum bulunmadığını belirtip, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, yargılamanın yenilenmesi koşullarının gerçekleştiği ve nizalı parselin de tarım arazisi olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 21.1.2003 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Hazine vekili avukat ile temyiz edilen vekili avukat geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, yargılamanın yenilenmesi isteğine ilişkindir. Davacı, daha önce Hazine tarafından açılan ve kesinleşen davada, maliki olduğu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan bahisle tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, bu dosyada rapor düzenleyen bilirkişiler aleyhine kasten gerçeğe aykırı rapor düzenlediklerinden bahisle ceza davası açıldığını, 4616 sayılı yasa uyarınca erteleme kararı verilse bile H.U.M.K.'nun 445. maddesi gereğince yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin gerçekleştiğini ileri sürerek, ilk hükmün ortadan kaldırılmasını, Hazinenin açtığı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, H.U.M.K.'nun 445/5 ve 450 maddelerinden bahisle yargılamanın yenilenmesi davası kabul edilmiştir. Ne var ki mahkemenin gerekçesinin yasal olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, Hazine vekili tarafından yargılamanın yenilenmesini isteyen aleyhine iptal ve tescil davası açılarak, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, özel mülkiyete konu teşkil edemeyeceği ve davalının zilyetliği bulunmadığı ileri sürülmüş mahkemece, yapılan tahkikat sonucunda Hazine vekilinin iddiası sübut bulduğundan iptal ve tescil kararı verilmiştir.
Davacı vekili, yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak uzman ziraat ve jeoloji bilirkişilerin verdikleri raporun gerçeği yansıtmadığı gerekçesine dayanmaktadır. Adı geçen bilirkişiler aleyhine Asliye Ceza Mahkemesine 2000/793 esas sayılı dosyasında takibata başlanılmış ve 4616 sayılı Yasa uyarınca davanın karara bağlanmasının ertelenmesine karar verilmiştir. Bu durumda, bilirkişilerin H.U.M.K.'nun 445/5 maddesi uyarınca kasten gerçeğe aykırı rapor verdikleri sübut bulmamıştır.
Ayrıca sonradan yürürlüğü giren 4758 sayılı Yasanın da 4616 sayılı Yasa ile sanık lehine getirilen hükümler bakımından aleyhte bir durum yaratmadığı sabittir. Kaldı ki, ceza hükümlerinin sanık aleyhine olması halinde dahi, bu hükümlerin eski olaylara uygulanamayacağı ceza hukukunun genel prensiplerindendir. Öte yandan bu dava sırasında toplanan delillerde bilirkişilerin kasten yanlış rapor verdiklerini göstermemektedir. Kaldı ki, ceza davasına konu olan dosyaların eldeki dava ve dava konusu taşınmazla ilgisi de bulunmamaktadır. Bir an için o dosyalarda yanlış rapor verdikleri kabul edilse dahi bu husus eldeki davada yanlış rapor verdikleri anlamına gelmez.
Sonuç: Hal böyle olunca yargılamanın yenilenmesi koşulları bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 4.12.2002 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 275.000.000 lira duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 21.01.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy