(4721 S. K. m. 706)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı daha sonra tavzih ettiği dilekçesiyle açtığı asıl davada, murisi babası Mehmet'in Karapürçek Mah. 190 parsel sayılı taşınmazını kızı olan diğer mirasçısından mal kaçırmak amacıyla tek oğlu davalıların murisi Ahmet'e satış göstermek suretiyle bedelsiz temlik ettiğini, Ahmet'in de muvazaalı olarak dava konusu taşınmazın 4000 m2'sini gelini Feride'ye bedelsiz intikal ettirdiğini, daha sonra taşınmazın imar uygulaması ile birçok parsellere ayrıldığını, oluşan imar parsellerinin birçoğunun Ahmet ve Feride tarafından 3. kişilere satıldığını ileri sürerek davalılar üzerinde kalan 21258 ada 1 parsel, 21264 ada 1 parsel ve 21237 ada 1 parsel (291/3651 payı) sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının payı oranında iptali ile adına tescilini istemiş; birleşen davada ise murisi annesi Hatice'nin Aydınlıkevler 4490 ada 16 parsel sayılı taşınmazın ½ payını aynı amaçla gelini Emine'ye satış göstermek suretiyle bedelsiz temlik ettiğini bildirerek payı oranında iptal ve tescil istemiştir.
Davalılar, gerçek satış olduğunu, Karapürçek'deki arsaya karşılık murisleri Ahmet'in davacıya bir daire ve bir arsa aldığını, kök murisleri Mehmet ve Hatice'ye uzun süre baktıklarını bildirerek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, işlemin muvazaalı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi senem Altınbulak'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere göre, muvazaa olgusu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Sonuç: Ancak, davacı yargılama aşamasında verdiği tavzih dilekçesi ile 190 kadastral parselin imar uygulamasına tabi tutularak birden ziyade imar parselleri oluştuğunu, bunlardan davalıların üzerinde kalan 21258 ada 1 parsel, 21264 ada 1 parsel ile 21237 ada 1 parselin 291/3651 payının iptali ile miras payı oranında tescilini istemesine karşın mahkemece isteğe yanlış anlam verilmek suretiyle imar parsellerinin tamamının davacıya intikalini öngörür şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.12.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy