(818 S. K. m. 244) (4721 S. K. m. 510)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalı eşine kendisine bakması şartıyla bağışladığı 3 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının, davalının evi terk ederek bakım görevini yerine getirmemesi nedeniyle iptali ve adına tescilini istemiştir.
Davalı, taşınmazın herhangi bir şart olmaksızın tarafına bağışlandığını, davacının rızası ve izni ile İzmir'e bizzat davacı tarafından yerleştirildiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, gerek davalının eşine bakım görevini yerine getirmemesi, gerekse hakaretleri nedeniyle bağıştan dönme şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle iptal-tescile karar verilmiştir.
Karar: Davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Dava, bağıştan rücu nedenine dayalı tapu iptal-tescil isteğine ilişkindir.
Çekişmeli çap kaydının 01.08.1997 tarihli koşulsuz bağış sözleşmesi ile oluştuğu anlaşılmaktadır.
Bağıştan dönme (rücu) bağışlayanın tek taraflı bağışlanana varması gerekli beyanıyla geriye yürürlü (makable şamil) olarak hukuki ilişkiye son veren yenilik doğurucu bir haktır. Bağışlanan bağışlayana veya yakınlarına karşı bir cürüm işlerse veya yasa gereği yapmakla zorunlu olduğu ödevlerini önemli surette aksatırsa yahut bağışlamayı sınırlayan ödevleri haklı bir sebep olmaksızın yerine getirmezse, bağışlayan bağıştan dönme (rücu) sebebini öğrendiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde beyanda bulunmak veya dava açmak suretiyle bağıştan dönebilir.
Bağıştan dönme (rücu) Borçlar Kanununun 244. maddesinde aynen bağışlayan aşağıdaki hallerden biri vukuunda elden yaptığı bağışlamadan veya tenfiz ettiği taahhüdünden rücu ile bağışlananın elinde hala ne kalmış ise onun iadesini dava edebilir:
1- Bağışlanan bağışlayana yahut yakınlarından birine karşı ağır bir cürüm irtikap ederse,
2- Bağışlanan bağışlayana veya ailesi için kanunen mükellef olduğu azifelere karşı ehemmiyetli bir surette riayetsizlikte bulunmuş ise,
3- Bağışlanan bağışlamayı takyit eden mükellefiyeti haklı bir sebep olmaksızın icra etmezse şeklinde hükme bağlanmıştır.
Yasa koyucu söz konusu maddesinin birinci ve ikinci fıkraları hükmüyle mirastan ıskat sebeplerini düzenleyen Medeni Kanunun 510. maddesi arasında paralellik sağlamış, bağıştan yararlanan kişiyi bağışlayanın devamlı baskısından kurtarmak istemiştir. Gerçekten basit olayların dönme (rücu) nedeni sayılması, yukarda değinilen mahzurun yanında açıklanan yasa maddelerinde izlenen amaca aykırı bir durum yaratacağı gibi hak ve adalet duygularını da zedeler. Bu itibarla her iki madde hükümleri birlikte değerlendirilerek olayların kapsamları, nitelikleri özellikle vehamet derecelerinin gözönünde bulundurulması zorunludur. Hemen belirtmek gerekir ki bağıştan dönme (rücu), kurulmuş olan bir sözleşmeyi sonradan ortaya çıkan sebeplere göre sona erdiren yenilik doğurucu bir hak olduğundan bağışlanan ancak dönme (rücu) anında elinde kalan miktarı vermekle yükümlüdür.
Somut olaya gelince: dosya içeriği ve toplanan delillerden yukarda öngörülen anlamda bağıştan rucu koşullarının oluştuğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Sonuç: Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün H.U.M.K.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.01.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy