(1086 S. K. m.73) (7201 S. K. m. 21)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan elatmanın önlenmesi, ecrimisil davasının yapılan yargılamasında, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma günü olarak saptanan 12.3.2002 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili avukat Songül Sadioğlu ile temyiz edilen vekili avukat Süleyman Kaya geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı,bilahare dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenilmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Ancak, dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun tebliğ edilerek ona savunma hakkının tanındığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi,iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. HUMK'nun 73. maddesi hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme,tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu bakımdan davetin ve bunun yazılı şeklinin ( davetiyenin ) davadaki önemi büyüktür.
Asıl olan tarafların huzurunda yargılamanın yürütülmesi olmakla birlikte, hukuk mahkemelerinde, taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka duruşmadan haberdar edilmelidirler.Duruşmaya gelinmese dahi ilgilinin yokluğunda davaya devam edilip karar verilmesine usulün olanak tanıdığı hallerde, açıklanan biçimdeki uyarıyı taşıyan davetiyenin tebliğ edilmesinden ve yasaya uygun biçimde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesi, deliller toplanarak bir sonuca ulaşılması gereklidir.
Değinilen işlemleri nedeniyle tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanun ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı,tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.
Kural olarak tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen son adresinde yapılır. Ancak tebliği alacak kişinin müracaatının bulunması, kabulü koşuluyla heryerde yapılabilir. ( Teb.K.M.lO ) Tebligatı,tebliğ muhatabı adına almaya yetkili kimseler yasayla ayrıca belirtilmiştir. Bu cümleden olarak tebliğatın vekil vasıtası ile takip edilen işlerde vekile ( Teb.K.M.11 ); tüzel kişilerde yetkili temsilciye,bunlar birden ziyade ise yanlız birine, ( Teb.K.M.12 );tüzel kişiler adına kendilerine tebligat yapılacak kimselerin mutad iş saatlerinde bulunamamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir durumda oldukları takdirde orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine ( Teb.K.M.13 ); muhatabın ikametğah adresinde bulunmadığı hal için, kendisiyle birlikte oturan ailesi efradından veya hizmetçilerinden birine ( Teb.K.M 16 ); belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenlerin o yerde bulunmadıkları taktirde aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine,meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur veya müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde birlikte oturan aile efradından veya hizmetcilerinden birine ( Teb.K.M.17 ), otel, hastane,fabrika ve mektep gibi içine serbestce girilemeyen veya arananın kolayca bulunması mümkün olmayan yerdekiler için o yeri idare eden veya muhatabın bulunduğu kısmın amirine ( Teb.K.M 18 ); mevkuf veya mahkumlar için bulundukları yerin müdür veya memuruna ( Teb.K.M 19 ) yapılması gerektiği belirtilen yasa maddeleri ile hüküm altına alınmıştır.
Kendisine tebligat yapılacak kimse veya muhatap namına kendisine tebliğat yapılabilecek kimselerden hiçbirisinin gösterilen adreste bulunmamaları veya tebellüğden imtina etmeleri durumunda yapılacak işlemler de aynı yasanın 21. maddesinde düzenlenmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunun 3320 sayılı kanunla değişik 21.maddesinde, " kendisine tebligat yapılacak kimse veya tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse ( kaçınırsa ), tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı,o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memuruna imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde,tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici ve kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır" hükmüne yer verilmiş; Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin değişik 1. fıkrasında da, " muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adresde bulunmazsa, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu,yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinme halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekir" denilmiştir.
İşte, Tüzüğün anılan maddesinde yazılı şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle muhatabın ( ya da muhatap namına tebligatı alabilecek olanların ) bu adreste bulunduğu tevsik edilmeden. Tebligat Kanunun 21. maddesine göre yapılan tebliğ işlemi geçersizdir.
Hal böyle olunca, davalıya yukarıda değinilen ilkeler gözetilerek eksiksiz bir biçimde tebligat işleminin yapılması; kendisine savunma yapabilme olanağının tanınması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, Tebligat Yasasının ve Tüzüğünün buyurucu hükümlerine uygun bir tebliğ yapılmaksızın yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 4.12.2001 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 250.000.000 lira duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine 12.3.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy