(818 S. K. m. 390) (4721 S. K. m. 2, 3)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan tapu iptali, tescil davasının yapılan yargılamasında Mahkemece davanın reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma günü olarak saptanan 21.5.2002 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Av. Sadık Ş. Geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilenler ile vekili avukatlar gelmediler yokluklarında duruşmaya başlandı. Süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklaması dinlendi,duruşmanın bittiği bildirildi,iş karara bırakıldı bilahare dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili vekaletin hata ve hile ile alındığını ileri sürerek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini istemiştir. Tüm dosya içeriği ve toplanan delilere göre, vekaletin hile ve hata ile alındığını söyleyebilme olanağı yoktur. Ne var ki, dava dilekçesinde ifadesini bulan vakıalar vekaletin kötüye kullanılması hukuksal nedeni doğrultusunda da bir soruşturma yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Esasen hile ile vekalet alınma iddiası vekaletin kötüye kullanma aşamasını da kapsar.
Bilindiği üzere Borçlar Kanununu temsil ve vekalet bağıtını düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır.Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar. Borçlar Kanununda sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 390/2 maddesinde "vekil, müvekkiline karşı vekaleti hüsnüniyetle ifa ile mükelleftir
" hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil,vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen medenin birinci fıkrası uyarınca sorumlu olur.
Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi Medeni Kanununu 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa,vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır., vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olmaz.
Ne var ki , üçüncü kişi vekille çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, Medeni Kanunun 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
Sonuç: Hal böyle olunca,özellikle dava konusu taşınmazların keşif yapılarak akit tarihindeki değerlerinin belirlenmesi, toplanan ve gerektiğinde toplanacak delillerin yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi ve soncuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabul ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine 4.12.2001 tarihinde yürürlüğe giren Av. Ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 250.000.000 lira duruşma av. Parasının temyiz edilenden alınmasına 21.5.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy