(2981 S. K. m. 10)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü
Karar: Davacı, maliki olduğu 119 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yerde 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasa uyarınca 10/b uygulaması yapıldığını, yanlışlık ve hata sonucu ana kadastral parselde 1578 m2 olan arsa payının 1025.88 m2 yere düşürüldüğünü komşu davalılar taşınmaz miktarlarının arttığını bu nedenle davalılar taşınmazlarındaki fazlalıkların iptali ile toplam 459.60 m2 yerin 119 parsele ilavesi suretiyle tescilini, davalılar ise davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece iptal ve tescile karar verilmiştir.
Ne var ki, mahkeme gerekçesinin yasal olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre dava konusu imar parsellerinin aynı taşınmazdan geldiği, paydaşlar arasında fiili durumun dikkate alınarak tüm paydaşların ve davacının miras bırakanının kullandığı yerlerin 2981 sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik 10/b. maddesi uyarınca adlarına yazıldığı ancak davacının miras bırakanına kadastral parseldeki payından az yer verildiği sabittir.
Hemen belirtmek gerekir ki imar affı yasaları olarak da bilinen 2981 sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik 10/b. maddesinin amacı sağlıklı ve düzenli şehirleşmenin gerçekleştirilmesi yanında fiili durumun hukukileştirilmesidir. Nitekim fiili duruma göre her bir paydaşın payına müstakil imar parselleri oluşturulmak suretiyle paylı mülkiyete son verilmiştir. Bu itibarla davacının tekrar bu müstakil imar parsellerinde paydaş kılınması kanunun ve yapılan imar işleminin amacına ters düşmektedir. İmar ve İmar Affı Kanunlarında bu gibi durumlarda, gerektiğinde paydaşa bedel ödeneceği ve bu bedel karşılığı öteki taşınmazlarda ipotek tesis edilmesi gerektiği hüküm altına alınmış, Kadastro Genel Müdürlüğünün 1463 sayılı genelgesinde de bu yön dile getirilmiştir. Öte yandan bir kısım imar parselleri oluştuktan sonra el değiştirmiş, 2. el durumundaki kişilere intikal etmiş olmasına rağmen bu kişilerin iyiniyetli olup olmadıkları üzerinde durulmamış bu yönde hiçbir araştırma yapılmamıştır.
Sonuç: Hal böyle olunca, öncelikle 2. el durumundaki kişilerin iyiniyetli olup olmadıklarının araştırılması iyiniyetli olmaları halinde davacının bu kişilerin bayilerinden bedel isteyebileceği gözönünde bulundurularak bu davalılar hakkındaki davanın reddi, 1.el durumundaki davalılar hakkında ise bedel alınmasına hükmedilmesi gerekirken, yeni çekişmelere yol açacak biçimde yanılgılı değerlendirme ile pay verilmek suretiyle hüküm kurulması isabetsizdir. Davalıların temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine 13.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy