(3402 S. K. m. 13/3)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı belediye vekili 32 parsel sayılı kendilerine ait taşınmaza, komşu 33 Parselin tecavüzlü olduğunu. bu tecavüzün tersimat hatasından kaynaklandığını İleri sürerek parsel sınırlarının düzeltilmesini istemiş ve 33 parsel maliklerini davalı göstermek suretiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten, tespit tutanaklarında belirtilen haklara, tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı 766 sayılı yürürlükten kalkmış olan Tapulama Kanunun 31/2 ve halen yürüklükte bulunan 3402 sayılı kadastro kanunun 13/3 maddelerinin açık hükümleri gereğidir.
Öte yandan, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre, tersimat hatasını gerçek mülkiyet durumuna uygun bulunan orijinal ölçüm ve krokinin paftaya yanlış aktarılması şeklinde tanımlamak mümkündür. O halde, tapulama tespiti sırasında, belirlenen orijinal değerlerin paftaya aktarılması sırasında yapılan hata ( tersimat hatası )tapulama tespitinden sonra yapılan bir işlem olduğundan hak düşürücü sürenin tersimat hatalarında uygulanmasına olanak yoktur. Somut olayda ise, uyuşmazlığın tersimat hatasından mı, kaynaklandığı yoksa tespit öncesi bir nedene mi dayandığı kesin olarak anlaşılamamaktadır. Bilirkişi raporlarında da bu yönde açıklık yoktur.
Hal böyle olunca, dava konusu 32 parsel ile komşu davalılara ait 33 parselin orijinal ölçüm ve evrakının Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, paftanın orijinal ölçüm ve krokisine uygun olarak düzenlenip düzenlenmediğinin kesin olarak saptanması, paftanın orijinale uygun olarak düzenlenmesi başka bir anlatımla uyuşmazlığın kadastro tespitinden önceki bir nedene dayandığının anlaşılması halinde yazılı olduğu üzere hak düşürücü süre yönünden davanın red edilmesi orijinal paftaya yanlış aktarılmasından ( tersimat hatasından )kaynaklanması durumunda ise hak düşürücü süreye ilişkin hükümlerin uygulanamayacağı göz önünde tutularak işin esasına girilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak yazılı olduğu üzere hak düşürücü sürenin dolduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları doğrudur. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428 maddesi gereğince BOZULMASINA alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 9.5.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy