(4721 S. K. m. 647, 706) (743 S. K. m. 587, 634) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26)
(YİBK. E: 1974/1, K: 1974/2, 01.04.1974)
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü
Dava, muris muvazaasına dayalı iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki; red kararının toplanan delillere, dosya içeriğine göre uygun olduğu söylenemez. Şöyle ki; miras bırakan ilk eşinden başka bir hanımla ilişkisi bulunması nedeniyle şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanmış, daha sonra dava konusu taşınmazı davalıya satış göstermek suretiyle temlik etmiş, temlikten 13 gün sonra davalı ile resmen evlenmiştir. Davacı, miras bırakının ilk eşinden olma kızıdır. Miras bırakanın kuyumculuk yaptığı, bir taşınmazını satmayacak kadar halinin vaktinin iyi olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim dinlenen tarafsız davacı tanıkları miras bırakanın dava konusu taşınmazı davacıdan mal kaçırmak amacıyla sattığını bildirmişlerdir. Ekseriyeti davalının akrabası olan davalı tanıklarının beyanları olayların akış biçimine uygun bulunmadığından samimi değildir. Toplanan deliller, olayın cereyan tarzı gözönünde tutulduğunda, miras bırakanın ilk eşinden olma kızından mal kaçırmak amacıyla çekişmeli taşınmazı resmi nikah hazırlığı içinde bulunduğu bir dönemde davalıya muvazaalı olarak temlik ettiği sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, delillerin yanlış değerlendirilmesi sonucu yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 09.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy