(1086 S. K. m. 237)
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan tapu iptali davasının yapılan yargılamasında, Mahkemece taşınmazın çay yatağı olduğunun tespitine dair verilen kararın davalı kişiler vekili Avukat Mehmet Özbey tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma günü olarak saptanan 25.6.2002 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Salim A. ile temyiz edilen Hazine vekili avukat geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen asilin ve vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olan dere yatağının 1 parsel numarası ile davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, bilahare Karayolları Genel Müdürlüğünce kamulaştırıldığını, davalılar adına yapılan tescilin yolsuz olması nedeniyle kamulaştırma işleminin de geçersiz olduğunu ileriye sürüp, tapunun iptali ile taşınmazın tescil dışı bırakılmasını istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlar, mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca araştırma yapılarak taşınmazın çay yatağı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın 4753-5618 sayılı Çitçiyi Topraklandırma Yasasının 8. maddesinin E bendindeki arazilerden olarak "sulu tarla" vasfı ile ve 19 hektar miktarı ile 1956 yılında hazine adına tapuya bağlandığı, 1960 yılında 7367 sayılı yasanın 1. maddesi ve 6188 sayılı yasa gereğince halka dağıtılmak üzere belediyeye devrolunduğu, belediye adına 1960 tarih 6 nolu tapu kaydının oluşturulduğu, belediye tarafından 1969 yılında davalılardan Salim'e ihale ile satıldığı, ancak kaydın devredilmediği bunun üzerine davalı Salim tarafından belediye aleyhine 1970/374-1971/343 sayılı cebri tescil davası açıldığı, tapunun iptali ile Salim adına tescile dair kararın kesinleştiği, infaz yapılarak taşınmazın 1973 tarih 2 numara ile Salim adına tescil edildiği, tapu kaydının 1981 yılında 1 nolu parsele revizyon gördüğü, parselin tespiti itirazlı iken davalı Salim tarafından diğer davalılara pay satışları yapıldığı, davalılar tarafından belediye aleyhine açılan dava sonunda 1990-128/ 1992/60 sayılı karar ile 1 nolu parselin miktarının 194.900 m2 ye çıkartıldığı, taşınmazın 1997 yılında Karayolları Genel müdürlüğü tarafından kamulaştırıldığı toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
4753 sayılı yasasının 8. maddesinin E bendi göllerin kuruması ve nehirlerin doldurulması ile elde edilecek ve kimsenin kullanmadığı, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler için dağıtıma tabi olmak üzere sicil oluşturulabileceğini hükme bağlamıştır. Anılan yasa hükmü karşısında bilirkişi raporlarına değer verme olanağı bulunmadığı gibi, Hazinenin kendi iradesi ile ve yasanın amacına uygun biçimde devrettiği taşınmaz için dava açması da yasal dayanaktan yoksun olduğu kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin taktirinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.6.002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy