(1086 S. K. m. 241)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, ortak miras bırakanın davaya konu, 1214, 1082 ve 2177 parsel sayılı taşınmazlarını, danışıklı olarak, davalıların murisi Yaşar'a temlik ettiğini ileri sürerek, miras payları oranında iptal ve tescil talep etmişlerdir.
Davacılar, 2001/213 Esasta kayıtlı davanın aynı taşınmazlara hasren davacılar tarafından hata-hile nedenine dayanılarak açıldığını ve derdest olduğunu murisin düzenlediği vasiyetnamenin Sulh Hukuk Mahkemesinde açılıp okunduğunu ve bir kısım davacılarının noterde feragat beyanlarının bulunduğunu savunmuşlardır.
Mahkemece, 3. oturumda, kesin önele riayet edilmediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 17.9.2002 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vs vekili, avukat ... geldi, davetiyeye tebliğine rağmen temyiz edilen vs vekili Avukat ... gelmedi; yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi iş karar bırakıldı. Bilahare tetkik hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü;
Karar: Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden mahkemece, davacı vekiline verilen kesin süreye rağmen deliller ibraz edilemediğinden söz edilerek dava reddedilmiştir. Gerçekten, mahkemece, delillerin ibrazı yolunda kurulan ara kararları gereklerinin davacı vekilince yerine getirilmediği doğrudur.
Ne var ki, adı geçen vekil 26.12.2001 tarihli oturumda, yine aynı mahkemenin 2001/213 esasına kayıtlı dava dosyasına, eldeki davanın ispatı yolunda dayandığını bildirmiş; ancak, değinilen dava dosyası getirtilmemiştir.
Bu durumda Mahkemece yapılacak iş davacı vekilinin dayandığı 2001/213 esastaki dava dosyasının getirilerek; orada mevcut kanıtlar gözetilmek dosyada mevcut delillerle birlikte değerlendirmek suretiyle bir hüküm kurulmasından ibarettir. Bu durum göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir. Davacıların temyiz itirazları bu nedenle yerindedir. Kabulüyle yerel mahkeme kararının açıklanan nedenden ötürü H.U.M.K nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA 4.12.2007 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 250.000.000 lira duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 17.09.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy