(3402 S. K. m. 12, 20/D, Geç. m. 4) (4070 S. K. m. 6)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine, dava konusu taşınmazın yüzölçümünün dayanak kaydındaki miktardan fazla olduğunu ve bu fazlalığın Hazineye ait bulunduğuna ilişkin şerh konulduğunu ileri sürerek, miktar fazlalığının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlar, karşı dava ile de 3402 Sayılı Yasanın 20/D maddesine dayanarak fazlalık şerhinin iptalini ve bu kısmın adlarına tescilini talep etmişlerdir.
Hazine ise, karşı davaya verdiği cevapta, 2613 Sayılı Yasada belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre ile 3402 Sayılı Yasada belirlenen ek 1 yıllık hak düşürücü sürelerin geçtiğini, karşı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, miktar fazlalığı yönünden 3402 Sayılı Yasanın 20/D maddesindeki koşulların davalı - karşı davcılar lehine gerçekleştiği gerekçesiyle Hazine davasının reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, Hazine tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 11.11.2003 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Hazine vekili geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vs. vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, kayıttaki miktar fazlalığı hazineye aittir şerhine dayalı tapu iptali-tescil; karşı dava ise 3402 Sayılı Yasanın 20/D maddesine dayalı şerhin kaldırılması isteğine ilişkindir.
Mahkemece; hazine davasının reddine, karşı davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki mevcut belgelerden, çekişmeli taşınmazın 1935 tarihli iskan kaydına dayalı olarak 1944 yılındaki kadastro tespitinde kayıt malikleri adına tespit gördüğü, 1976 yılında toplulaştırmaya tabi tutulduğu, tesis kaydındaki şerhin tedavül kayıtlarına da aktarıldığı anlaşılmaktadır.
Taşınmazın tespitinin 1944 yılında yapıldığı dikkate alındığında, 3402 Sayılı Yasanın 12/3 ve ek 4/3 maddeleri hükmünce belirlenen 10 yıllık hak düşürücü süre ile bir yıllık ek sürenin geçtiği sabittir.
Hal böyle olunca; karşı davanın süre yönünden reddine, hazine davasının ise bilirkişi raporu da gözönünde bulundurularak taşınmazda paydaş kılınmak suretiyle kabulüne karar verilmelidir. Kaldı ki böyle bir kabulün, karşı davacıların 4070 Sayılı Yasanın 4707 Sayılı Yasa ile değişik 6/2 maddesiyle tanıdığı haklarını ortadan kaldırmayacağı da kuşkusuzdur.
Öte yandan; kabule göre, harç tamamlanmadan keşifte saptanan değer üzerinden avukatlık parasının tayin ve takdiri de isabetsizdir.
Hazinenin temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 4.12.2002 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 275.000.000 lira duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 11.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy