(6831 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, davalıların kayden paydaşı bulundukları 345 parsel sayılı taşınmazın 1244.89 m2 kısmının 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, öncesinin orman olduğunu, tapu kaydının hukuki değerinin bulunmadığını ileri sürerek, iptal - tescil isteğinde bulunmuştur. Davalılar Aziz ve Enver, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, çekişmeli taşınmazın 1244.89 m2 bölümünün 6831 Sayılı Yasanın değişik 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı iddiasına dayalı iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 345 sayılı parselin 1948 yılında kesinleşen ve 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman tahdidi içerisinde kaldığı; orman içerisinde iken, kadastroca Ağustos 1308 tarih ve 2 numaralı tapuya dayalı olarak davalı adına tespit edildiği anlaşılmaktadır. Orman bilirkişisinin düzenlediği raporda ise hem 1744 Sayılı Yasa ve hem de 3302 Sayılı Yasa uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarma işleminin gerçekleştirildiği bildirilmektedir.
Hemen belirtmek gerekir ki, bir yerin orman sınırları içerisinde iken, kadastroca tespitinin yapılmış olmasına ve kayıt oluşturulmasına hukuksal bir değer verilemez. Ancak, bu nitelikteki bir taşınmaz 1744 Sayılı Yasa uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılmış ise, anılan Yasanın 2/B maddesi gereğince ......sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder. Öte yandan, 1744 Sayılı Yasa uygulaması kesinleşmiş ise, aynı yer için sonradan yapılan çıkarma işlemine de hukuki değer izafe edilemez.
Hal böyle olunca, yerinde yeniden keşif yapılarak, nizalı kesimlerin hangi yasa uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığının kesin biçimde saptanması açısından uzman bilirkişilerden ayrıntılı rapor alınması; 1744 Sayılı Yasa ile çıkarıldığı anlaşılan kısmın tahdit öncesi tapu malikine intikal edeceği gözetilerek, dayanak tapu kaydının yöntemine uygun biçimde yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla uygulanması, keşif sonuçlarının, keşfi izlemeye, infazı sağlamaya elverişli, fen memuru rapor ve krokisine yansıtılması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacı Hazinenin temyiz itirazı yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 13.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy