(4721 S. K. m. 683) (1086 S. K. m. 46)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine vekili, K. adası olarak adlandırılan yaklaşık 3 dönüm miktarındaki deniz dolgusu alana, davalıların, izin alınmadan ve Kıyı Kanunu ile imar planına aykırı olarak balık lokantası, dernek binası, kafeterya, 4 tane balık satış yeri yapmak suretiyle elattıklarını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur.
Davalı Belediye vekili, diğer davalıların belediyeden ihale ile yap-işlet-devret usulüyle hak sahibi olduklarını ve davalı sıfatlarının bulunmadığını, Hazine ile aralarındaki davanın hakem sıfatıyla görülmesi gerektiğini; davacı iddialarının idari işlemlere yönelik olması nedeniyle idari yargının görevli olduğunu, davanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davalı Belediye Başkanlığı yönünden uyuşmazlığın çözümünün idari yargı görevine girdiğinden bahisle mahkemenin görevsizliğine; diğer davalılar yönünden davanın ayrılmasına karar verilmiştir.
Karar, taraflarca süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, Hazine tarafından belediye ve gerçek kişiler aleyhine elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğiyle açılmıştır. Mahkemece, belediye aleyhine açılan davanın idari yargının görevi dahilinde bulunduğundan söz edilerek mahkemenin görevsizliğine; diğer davalılar yönünden davanın ayrılmasına karar verilmiştir.
Hazine ve belediye 3533 Sayılı Yasaya tabi kuruluşlardandır. Sıfatları itibariyle her türlü mülkiyet uyuşmazlığının (aidiyetinin) anılan yasa hükümleri gereğince hakem önünde çözümlenmesi zorunludur. Kararlılık kazanmış yargısal uygulamalara göre ise, hakem yalnızca tescil kararı veremez. Hakemde açılmış bir dava yoktur.
O halde, elatmanın önlenmesi ve yıkım (mülkiyetin aidiyeti) isteği hakkında tefrik kararı verilerek eldeki dava için bekletici sorun sayılması kişilere karşı açılan eldeki davanın mülkiyet uyuşmazlığının hakemde çözümlenmesinden sonra sonuca bağlanması gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı biçimde karar verilmesi doğru değildir. Tarafların temyiz itirazı yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 22.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy