(818 S. K. m. 18)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakanının sağlığında tek mirasçı olması nedeniyle kendisinden mal kaçırmak amacıyla 71, 880, 1850 ve 3888 parsel sayılı taşınmazlarını davalılar Osman ve İbrahim'e satış şeklinde muvazaalı olarak devrettiğini, 880 parselin sonradan davalı Osman tarafından durumu bilen davalı Ömer'e devredildiğini ileri sürüp iptal - tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı Osman, satışın gerçek olduğunu, satış bedelini ödediğini, miras bırakanın hastalığı nedeniyle ihtiyaçtan taşınmazları sattığını; davalı Ömer ise iyiniyetli 3. kişi konumunda bulunduğunu bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların satışından sonra miras bırakanın ekonomik durumunda değişiklik olmadığı, satış değeri ile gerçek değer arasında fahiş fark bulunduğu, miras bırakanın gerçek amacının davacıdan mal kaçırmak olduğu, davalı Ömer'in durumu bilebilecek durumda olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 71, 880, 1850 ve 3888 parsel sayılı taşınmazların miras bırakan tarafından önce 2. eşi Şefika'ya koşullu bağış yoluyla temlik edildiği, eşin ölümü üzerine mülkiyetin bağıştaki koşul gereği tekrar miras bırakana döndüğü, taşınmazların bu kez miras bırakan tarafından davalılara satış yoluyla temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Bu temlikler üzerine davacı tarafından B 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde tenkis istemiyle açılan dava sonunda temlikin bedel karşılığı gerçek satış olduğu kabul edilmek suretiyle, mahkemenin 2000/184 esas 2000/247 karar sayılı kesinleşen ilamıyla davanın reddedildiği görülmektedir. Taşınmazların intikalinin satış suretiyle ve bedel ödenerek yapıldığı tarzındaki kesinleşen ilamdaki olgunun davacıyı bağlayacağı kuşkusuzdur. Bu suretle yapılan temliklerin geçerli işleme dayalı olduğu muvazaa iddiasının dinlenemeyeceği de muhakkaktır.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabul edilmesi doğru değildir. Davalıların temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine 30.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy