(2981 S. K. m. 10)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı,187 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 2920 m2 olarak tapuya tescil edilmesi gerekirken 1465 m2 olarak tescil edildiğini, eksik kalan 1455 m2 lik kısmın 187 ada 9, 10, 11 ve 12 parsellerde kaldığını ileri sürüp iptal-tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, istekle bağlı kalınarak davanın kısmen kabulü ile 187 ada 9, 10, 11 ve 12 parsellerden toplam 675 m2 lik kısmın tapularından çıkarılarak aynı ada yeni bir parsel numarası ile hazine adına tesciline karar verilmiştir. Karar, davacı hazine temsilcisi tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptal-tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, çekişme konusu taşınmazın öncesinde kişilere ait iken yapılan kamulaştırma ile belediye adına tescil edildiği, tescil edilen ve kamulaştırılan bu yerin 4.12.1990 tarihli encümen kararı uyarınca 5.2.1995 tarihinde jandarma hizmet binası yapılmak üzere hazineye satış yoluyla temlik edildiği, bilahare 1998 yılında belediye encümen kararı ile 2981 Sayılı Yasanın 10-c maddesi hükmü gözetilerek bu yerin imar uygulamasına tabu tutulduğu ve 4 parsel numarasıyla 1465 m2 miktarıyla hazine adına imar parselinin oluştuğu anlaşılmaktadır.
Gerçekten de kamulaştırılan ve satış yoluyla hazineye intikal ettirilen tapu kayıt miktarları farklı olduğu gibi yapılan imar şuyulandırma işlemi ile hazine adına tescil edilen imar parseli de miktar olarak daha azdır.
Ancak, hazine adına oluşturulan 4 nolu imar parselinin idari nitelikli belediye encümen kararına dayalı olarak oluştuğu tescilin dayanağını oluşturan idari işlemin halen geçerliliğini koruduğu ve ayakta olduğu görülmektedir. Tescilin temelini oluşturan idari karar idari yargı yerinde iptal edilmedikçe eldeki davanın dinlenme olanağı bulunmayacağı tartışmasızdır. Diğer taraftan imar düzenlemeleri kamu düzeniyle ilgili olup yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerekir.
Hal böyle olunca, idari kararın geçerliliğini koruduğu dikkate alınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy