(818 S. K. m. 18)
Dava: Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacı ve birleşen dava davacıları, müşterek miras bırakan Necip 'ın dava konusu 17 parsel sayılı taşınmazlarını aracı malik vasıtasıyla davalılara aktardığını, temlikin mal kaçırma düşüncesiyle muvazaalı biçimde yapıldığını ileri sürerek; tapu iptali-tescil istemişlerdir. Davalılar, temlikte muvazaa bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, miras bırakanın mal kaçırmak amacıyla temliki gerçekleştirdiği gerekçesiyle davacılar Feride, Rahime ve Semiha yönünden davanın kabulüne, davacı Ahmet bakımından ise davanın reddine karar verilmiştir. Karar, taraflarca süresinde duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma günü olarak saptanan 18.11.2003 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Semiha v.s. vekili, Feride vekili ile yine temyiz eden Şakir vekili geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü :
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine lişkindir. Mahkemece, davacılar Feride, Rahime ve Semiha yönünden davanın kabulüne, davacı Ahmet bakımından ise reddine karar verilmiştir. Dosyaya getirtilen kayıt ve belgelerden ve toplanan delillerden miras bırakan ile kardeşi Hasan çekişmeli 17 nolu parselde 1/2 şer oranında paydaş iken Hasan'ın 1/2 payını 19.9.1975 tarihinde miras bırakanın oğulları Ahmet, Şakir ve Naci'ye satarak devrettiği, bunlardan davacı Ahmet'in, amcası Hasan'dan aldığı payı 11.8.1982'de miras bırakan babasına satış suretiyle temlik ettiği, böylece taşınmazda 4/6 pay sahibi olan miras bırakanın bu payını 9.11.1983 tarihli resmi akitle oğlu Şakir'in dünürü dava dışı Mehmet'e aktardığı, Mehmet'in de bu 4/6 payı 21.8.1984 tarihinde miras bırakanın oğulları Şakir ve Naci'ye sattığı, yukarıdaki temlikler sonucunda Şakir ve Naci'nin taşınmazda 1/2 'şer oranında paydaş hale geldikleri; daha sonra taşınmazdaki mevcut binanın üzerine ilave kat çıkılmak üzere dava dışı yükleniciyle sözleşme yapıldığı ve karşılığında davalılar Şakir ve Naci'nin mevcut ½ 'şer payları dışında adlarına 26/66'şar pay tescil edildiği, 3. kişilere yapılan satışların ardından üzerlerinde 13/66'şar payları kaldığı, davalılar Şakir'in 13/66 payından 5/66'sını davalı oğlu Erol'a hibe ettiği anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalara göre, dava konusu taşınmazın ½ paydaşı dava dışı Hasan'ın, payını miras bırakanın oğulları Ahmet, Şakir ve Naci'ye temlikinin ( aynı akitte miras bırakan başka taşınmazdaki payını satış suretiyle kardeşi Hasan'ın çocuklarına devretse de ) miras bırakanın taraf olmadığı işlem niteliğinde bulunduğu, bu sebeple terekesinden sayılamayacağı dolayısıyla miras bırakanın çekişmeli taşınmazda devrettiği 4/6 payın ve davalıların bu pay nedeniyle edindikleri ilave katlardaki paylarını dava konusu edilebileceği kuşkusuzdur. Bu paylarla ilgili davalılara yapılan temliklerin de tüm dosya içeriğiyle mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı gerçekleştirildiği saptandığına göre anılan paylar bakımından iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken Hasan'dan gelen payın da hüküm kapsamına alınması doğru değildir.
Öte yandan, davacı Ahmet'in, amcası Hasan'dan aldığı 1/6 payı miras bırakan babasına devretmesiyle taşınmazdan kayden ilgisi kesilmiştir. Miras bırakanın bu payda dahil olmak üzere davalılara yaptığı satıştaki muvazaalı işlemde bir katkısı bulunduğu ve muvazaalı işleme katıldığı söylenemez. Öyle ise davacı Ahmet yönünden de davanın kabul edilmesinde zorunluluk vardır. Ayrıca davalı Erol'un, babası Şakir'in katıldığı işlemlerdeki muvazaayı bilebilecek konumu nedeniyle babasının kendisine bağışladığı payında iptal kapsamında değerlendirilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Sonuç: Hal böyle olunca, açıklanan hususlara değinen tarafların temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy