(818 S. K. m. 244)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 14 parsel sayılı taşınmazdaki 1 nolu bağımsız bölümünü, evlilik birliğinin devamı amacıyla davalıya bağışladığı halde, tapuda satış göstermek suretiyle temlik ettiğini, ancak, davalının edimlerini yerine getirmediği, evi terk ettiğini ileri sürüp, iptal ve tescil olmazsa bedelinin tazminini istemiştir.
Davalı, iddianın yazılı delille kanıtlanması gerektiğini belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının evlilik birliğinde kendisinden beklenen görevlerini yerine getirmediği, Borçlar Kanununun 244/2. maddesindeki bağıştan rücu şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptal ve tescil, kademeli olarak tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacının 14 nolu parseldeki 1 nolu bağımsız bölümünü 14.8.2000 tarihli akitle davalıya satış yoluyla temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı, anılan temlikin evlilik birliğinin devamını sağlama amacıyla aslında bağış olarak yapılmışken, tapuda satış gösterildiğini ileri sürmüştür. İddianın ileri sürülüş biçimine göre davada, davacının kendi muvazaasına dayandığı açıktır. 5.2.1947 tarih 20/6 Sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca böyle bir iddianın belge ile ispatı zorunludur. Ayrıca bu belgenin, akde mukaddem, en geç akit tarihinde düzenlenmiş olması da gereklidir. Oysa dosyaya davacı tarafından böyle bir belge sunulmuş değildir.
Sözü edilen satış işlemi nedeniyle 3. kişi tarafından, taraflar aleyhine İcra İflas Kanununun 277 ve takip eden maddelerine göre, açılan davadaki taraf beyanlarının da sonuca etkili olduğu düşünülemez. Anılan kararın içeriğine göre, aciz belgesi bulunmadığı gerekçesiyle oluşturulan ret kararının davaya konu edilen satış işlemin muvazaalı olmadığını ortaya koymaz.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Davalı vekilinin, temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 31.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy