( 818 S. K. m. 28, 511)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu 1543 parsel sayılı taşınmazdaki payını, kendisine bakıp gözetmeyi vaat eden evlatları olan davalılara, ölünceye kadar bakma koşulu ile temlik etmek istediği halde, tapudaki işlemin davalıların hilesiyle satış gibi gösterildiğini ve böylece hile ile taşınmazı elinden alındıktan bir süre sonra da taşınmazdan çıkarıldığını ileri sürerek, iptal ve adına tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalılardan Nezahat, davayı kabul ettiğini belirtmiş, diğer davalılar ise,davacının taşınmazdaki payını rızası ile sattığını savunmuşlardır.
Mahkemece, tapu idaresince taraflar arasında düzenlenmiş bulunan resmi senedin temlikin satış olduğuna dair kesin delil teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi A.Sevil Çalıkoğlu' nun raporu okundu, düşüncesi alındı.
Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; Hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak, veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede yanıltma söz konusudur. B.K.nun 28/1 maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilke ve olgulara göre, taraf delillerinin değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddedilmesi doğru değildir. Öte yandan davayı kabul eden davalı Nezahat' ın kabul beyanının dikkate alınmaması da isabetsizdir.
Davacı vekilinin, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 22.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy