(1086 S. K. m. 74, 75, 76) (4721 S. K. m. 683, 737)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalının 91 parseldeki taşınmazına kaçak bina yaparak dairesini genişlettiğini, kendisinin cephesini daralttığını, kaçak inşaatın yıkılması için karar aldığı halde belediyenin bunu uygulamadığını, taşınmazının değerinin azıldığını, kiraya veremediğini ileri sürerek davalının elatmasının önlenmesine, kaçak yapının yıkılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davaya idari yargı yerinde bakılması gerektiği, adli yargının görevli olmadığı gerekçesi ile davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Hüseyin Çelik'in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği, toplanan delillerden ve özellikle dava dilekçesindeki iddianın ileri sürülüş biçiminden; davacının komşu parsel maliklerince kendi mülkiyet alanlarına yaptıkları yapının görünümünü engellediğini, taşınmazında değer kaybına neden olduğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Yine dosya kapsamıyla davacı taşınmazına eylemli bir elatma olmadığı, davalı tarafından yapılan bir kısım yapıların imara aykırı ruhsatsız ve kaçak olduğu da sabittir. Bu husus esasen mahkemesinin de kabulündedir.
HUMK.nun 74-76 maddeleri hükmüne göre vakıaları bildirmek taraflara hukuki niteleme yapmak hakime aittir. Yukarda açıklanan çekişmenin niteliğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın komşuluk hukukundan kaynaklandığı sonucuna varılmaktadır.
Bilindiği üzere; Çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet: geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. Medeni Kanunun 683. maddesinde "bir şeye malik olan kimse o şeyden kanun dairesinde dilediği gibi tasarruf edebilir" hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlü kılan aynı kanunun 737. maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir.
O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini gözönünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır.
Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur.
Ne var ki, Eldeki davada yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle araştırma yapılıp ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın görev yönünden reddi doğru değildir.
Sonuç: Davacının bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy