(4721 S. K. m. 737)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, kayden malik oldukları 5 parsel sayılı taşınmazını komşu 4 parsel maliki davalının kısmen haksız işgal ettiği gibi sınırda mevcut 7 adet erik ağacının yer, kök, dal ve gölge tecavüz ve zararı olduğunu ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve ağaçlar ile bağ direklerinin sökümü isteğinde bulunmuştur.
Davalı, 4 parsel sayılı taşınmazını satın aldığından beri üzerinde değişiklik yapmadığını; ağaçların 20-25 yaşlarında olduklarını ve davacı taşınmazına zarar vermediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının davacılara ait 5 parsel sayılı taşınmazın 151.40 m2 lik kısmına elatmasının önlenmesine; davalının 4 parsel sayılı taşınmazı üzerinde bulunan 3 adet erik ağacının kal'ine, 4 adet erik ağacının gölge yapan kök ve dallarının kesilmesi suretiyle davacılar taşınmazının zarar görmesinin önlenmesine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Sevinç Türközmen' in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesi ve çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, kal isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmaz üzerinde bulunan erik ağaçlarının kök ve dallarının davacı taşınmazına sarkmak ve gölge yapmak suretiyle zarar verdiği, ne var ki; bu zararın giderilmesi için sözü edilen ağaçların tümden kesilmek suretiyle ortadan kaldırılmasına gerek olmadığı, ancak bu ağaçların kök ve dallarının budanmak suretiyle giderilebileceği kabul edilmiştir. Ne var ki, bu konuda yapılan araştırma, uygulama ve inceleme adil bir hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır.
Bilindiği üzere; çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet: geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. Medeni Kanun'un 683. maddesinde "bir şeye malik olan kimse o şeyden kanun dairesinde dilediği gibi tasarruf edebilir" hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlü kılan aynı Kanun'un 737. maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir.
O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini gözönünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır.
Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur.
Somut olaya gelince; bilirkişi dava konusu ağaçların her iki taraf taşınmazına da zarar vermiş olduğunu bildirmekle beraber bu zararın kapsamı ve nasıl giderileceği konusunda ayrıntılı bir bilgi vermemiştir. Sözü edilen zararın bahçecilik tekniği açısından mı, yoksa gerçekten davacı taşınmazına Medeni Kanun'un 737 ve sonraki maddeleri anlamında mı zarar verdiği anlaşılamamaktadır.
Hal böyle olunca; yukarıdaki ilkelerin ışığı altında yeniden uzman bilir kişiler aracılığıyla keşif yapılarak ve bilirkişilerden doyurucu rapor alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle H.D.M.K.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy