(4721 S. K. m. 719) (743 S. K. m. 645) (3402 S. K. m. 20) (1086 S. K. m. 73, 275, 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 35 parsel sayılı taşınmazda kayden paydaş iken imar uygulaması sonucu tapunun iptal edildiğini ve 5 dekarlık kısmın iptal edilen imar uygulaması dışında bırakıldığını, imar uygulaması dışında bırakılan bu kısmın yeniden oluşturulmasını, kaydın tashihini istemiştir.
Davalılar, davada idare mahkemesinin görevli olduğunu ileri sürerek, görev ve husumet nedeniyle davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, taşınmazın imar planı içerisinde kaldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, davacının paydaşı olduğu 35 parsel sayılı taşınmazın kısmen imar uygulamasına konu edildiği halde sicil kaydının tümünün kütükten terkin edildiği, kadastral parselde yapılan harici taksimle davacıya düşen ve idari işleme konu edilmeyen çekişmeli bölümün yeniden kütüğe geçirilmesi ve sicile bağlanması isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 407000 m2 yüzölçümündeki 35 sayılı parselin P Kadastro Mahkemesinin 17.08.1962 tarih, 961/45 esas ve sayılı kararı ile davacının bayii ve dava dışı paydaşları adına hükmen tescil edildiği, ayrıca, Türkiye Elektrik Kurumu tarafından açılan dava sonunda 35 nolu kadastral parselin P. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.09.1983 gün ve 49/100 esas - karar sayılı hükmü ile 411 ila 414 sayılı 4 adet parsele ifraz edildiği, bunlardan 411 parselin maliklerine bırakılarak diğerlerinin pilon yeri olarak ayrıldığı, maliklerine bırakılan 411 sayılı parselin bu defa imarla 439, 440, 441, 442 ve 443 nolu parsellere gittiği, yeni oluşan 443 sayılı imar parseli dışında kalanların N. Belediyesi adına tescil edildiği, 443 parselin ise, hamur kuralı uygulanarak 3194 Sayılı İmar Yasasının 18. maddesi gereğince şuyulandırılması sonucu 468 adet yeni imar parsellerinin oluştuğu anlaşılmaktadır.
Bütün bu belge ve olgulara göre, arzın tabii maliki olduğu düşünülerek davaya katılması sağlanan Hazinenin yanı sıra imarla oluşan 439 ila 442 sayılı parsellerin N Belediyesi adına tescil edildiği ve çekişmeli yerin aynı bütünden bölünme, özellikle 439 parselin güneye doğru uzantısı olduğu gözetildiğinde Belediyenin de davada yer alması zorunludur.
Ne var ki; mahkemece bu eksiklik giderilmediği gibi yapılan araştırma inceleme ve uygulama yetersiz olup, özellikle teknik bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Buna göre, öncelikle Belediyenin davada yer almasının sağlanması, ondan sonra sıfatları mimar, mühendis ve harita mühendisi olan üç kişiden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla 35 sayılı kadastral parsel kapsamının (M.K.719 eski 645, 3402/20. madde hükmü gereğince) plan ve haritasına göre zemindeki yerinin keşfen belirlenmesi, sonra ve sırayla mahkeme hükmüne dayalı ifraz parsellerinin, özellikle 439, 440, 441, 442 sayılı imar parsellerinin ana parsel içerisinde nereye ait olduklarının saptanması, daha sonra çekişmeli bölümün imar parselleri içerisinde kalıp kalmadığının, bu parsellerin kapsamı dışında fakat ana parsel içinde kaldığının anlaşılması durumunda 35 sayılı kadastral parselin tümünün imara tabi tutulduğu Belediyece bildirildiği gözetilerek bu çelişkinin açıklığa kavuşturulması ve çekişmeli bölümün hangi sebeple imar dışı bırakıldığının üzerinde durulması, böylesine bir araştırma ve uygulama sonucu elde edilecek bulguları kapsar şekilde ve tereddüte yer vermeyecek biçimde bilirkişilerden rapor ve keşfi izlemeye elverişli nitelikte kroki alınmalı, ondan sonra iddianın değerlendirilmesi sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma, inceleme ve uygulamayla hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmü HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy